Türklerde yani aslında hepimizde bir özgüven patlaması vardır: "Bana bir şey olmaz".
Bu mantıkla gidip %100'lük hidroklorik asiti yani saf tuz ruhunu (ph 1) plastik pipetle çekip kendini yakan pek çok arkadaşım var. Oysa güvenlik önlemlerini alsa platik pipetlede işini yapabilir.
Bu mantık yüzünden pek çok güvenlik önlemini esgeçeriz. İşyerlerinde de bu durum böyle, orduda da böyle, elektirk santrallerinde de böyle. Önce önlem sonra tevekkül kavramını umursamıyoruz. Ne kadar uzman olsakta kaza ihtimali her zaman var. O yüzden Türkiye bir nükleer santrali ne kadar başarıyla işletebilir bu konuda hala çekincelerim var, yalan olmasın.
Güneş panelleri için devletin teşvik etmesi lazım. Ama haberlerde ürettiği elektiriği devlete satan vatandaş yerine şelaleden elektrik ürettiği için hapse atılan vatandaşları gördükçe kimse buna yanaşmıyor. Sonuçta elektirk işletmeleri özel sektör. Kar etmek isteyecek, güneş panelleri bunu önleyecek. Fakat devlet buna teşvik ederse, yapıcı davranırsa (belkide yapıyordur), halk bu konuda bilinçlenirse pek çok bölge kendi elektiriğini kendi üretebilecek seviyeye gelir diye düşünüyorum. Tabi çok daha detaylı incelenmesi gereken bir konu.