"Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz, bir harf kâtipsiz olamaz; biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?"
Risale-i Nur - Sözler
Ve beyin koşarak uzaklaşır
“Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, sonsuz derecede bir düzen içinde bulunan şu memleket sahipsiz, idarecisiz olur?”
Siz hiç muhtarsız köy, kaymakamsız ilçe, valisiz il gördünüz mü, duydunuz mu?
Görmemişsiniz, duymamışsınızdır.
Neden görmediniz, duymadınız?
Olmaması mümkün değil de ondan. Çünkü böyle bir yerde düzenden, güvenden ve huzur-dan söz edilemez.
Bir yerleşim bölgesinde düzenli bir hayat, güvenli bir ortam varsa, orada mutlaka etkili bir idareci vardır.
En basitinden bir iğne, mutlaka bir usta elinden çıkmış, bir firma tarafından üretilmiştir. Rast gele, kendi kendine olmamıştır.
Neden?
Çünkü o iğne bir işlemden geçmiştir. Ucu sivriltilmiş, delik açılmış, kolayca kullanılır hale getirilmiştir. İsterseniz iğne paketinin üzerine bakınız, mutlaka bir marka bulacaksınız.
Sabahleyin sınıfa girdiniz, yazı tahtasının üzerinde boydan boya kocaman bir “A” harfi gör-dünüz, hemen aklınıza ne gelir?
Sınıftan bir arkadaşınızın yazdığı gelir, değil mi? Yoksa siz de içinde olmak üzere, hiçbir ar-kadaşınız “Bu harf kendi kendini yazdı” veya “Tahtanın önündeki tebeşir sabaha karşı hare-ketlendi, gitti o harfi yazdı” diyemez.
Dese, alacağı cevap bellidir: “Sen aklını mı kaybettin?”
Demek ki, bir harf bile kendi kendine yazılamıyor.
Bir de dönüp şu dünyaya, kâinata bakalım.
O engin denizleri, o güzelim kuşları, o canım kelebeği, renk renk bahçeleri, çiçekleri, böcek-leri kim yaptı dersiniz?
Koskoca dağları, bulutları, Ayı, Güneşi, sayıya gelmez yıldızları kim yarattı, dersiniz?
Milyonlarca yıldır güneş doğuyor, batıyor. Dünyamız uzay boşluğunda belli bir yörünge et-rafında dönüyor. Gece gündüz, yaz kış gelip geçiyor. İnsan doğuyor, büyüyor, ölüyor.
Binlerce kuş gökyüzünde birbirine çarpmadan uçuyor. Milyarlarca yıldız yörüngesini şaşır-madan, çarpışmadan göz kırpıp duruyor.
Bunlar bir iki örnek. Siz de aklınıza gelen örnekleri bunlara ekleyebilirsiniz.
Acaba gördüğümüz bu olaylar kendi kendine mi oluyor? Bunların bir sahibi, bir idarecisi, bir yapanı yok mu?
Vardır.
Olmaması mümkün mü?
Mutlaka vardır, değil mi?
Aksini iddia etmek ne kadar doğru?
Tabiî ki doğru değil.
Öyleyse:
Bir köyün muhtarı varsa, bu kâinatın da bir İdarecisi vardır.
Bir iğnenin ustası varsa, balarısına iğneyi takan bir Yaratıcı da vardır.
Bir harfi yazan varsa, bir kitap gibi okuduğumuz bu kâinatı da bir yazan, bir yaratan, bir ya-pan vardır.
O da bir, tek, ortağı ve benzeri olmayan Yüce Allah tır.
(Onuncu Söz’den)
HTC One cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi