bu yazıya katılmıyorum. afmesu domain sektöründeki genel hastalığı yazmış ama tedavi yöntemi benim kafama yatmadı. domainciler son kullanıcıya domain satmakta sıkıntı yaşıyorlar, uzatma zamanı gelince sıkışıyorlar, daha önce aldıkları tekliflerden daha düşüğe satmak zorunda kalıyorlar, veya uzatmayıp düşürüyorlar, daha sonra da aynı domaini kampanya kodlarıyla tekrar almaya çalışıyorlar. bunlar bilinen mevzular.
elinde bin domaini olan adamın da kendine göre planları vardır. örneğin bende bin küsür domain var. hepsine satılık indeksi yazdım. sattıklarımdan uzatma parasını çıkarıp ihs'ye kredi ekliyorum. ortalama 10 domainde bu uzatma parasını karşılıyorum. bazen daha az. geri kalan domainlerin getirisi bana artı olarak kalıyor. kalan domainlerin bir kısmında site kurulu, peyderpey hepsine site kurup google'da ilk sayfaya getirmeye çalışıyoruz. bu sitelerden adsense geliri var. bunun yanında diğer gelirler de düşünülebilir, biz uğraşmıyoruz. bunun yanında domain alımına da devam ediyorum. oraya da ayrıca bütçe ayırıyorum. bu bütçe de mevcut domainlerin satışlarından oluşuyor.
konunun başlangıç noktası yanlış olduğu için sonucu da yanlış çıkıyor. boşta kaliteli domain olmadığı doğru, ancak 2500 usd parası olan adamın domaine yatırım yapmayacağı da bir gerçek. internet piyasasında gelirli site alıp yatırım yapmak daha akıllıca, bunun dışında reel hayatta da alternatiflere sermaye konulabilir. domainciliğin mantığı zaten uygun domaini son kullanıcıya tok satıcı durumundayken satmaktan geçer. alınan domainin sayısı yüz, bin veya onbin olmuş önemli değil, önemli olan sadece beş meseledir:
1- her domain alınmamalı, satılabilecek domainler alınmalı.
2- domainler satıcıdan veya düşeceklerden uygun fiyata alınmalı, backorder ihalelerine girilmeli.
3- maddi açıdan zorlanılmayacak kısma kadar yatırım yapılmalı, yani gelir gideri karşılayacak kadar domain almalı.
4- tok satıcı misyonundan vazgeçilmemeli
5- uygun teklif geldiğinde fırsatı kaçırmamalı.
bunların yanında projelendirilerek gelir getirebilecek olan adsense, link satışı, makale vs olayları da işin ekstrası olur.
benim görüşüm de böyledir. yine de herkes kendi tecrübelerine güvenmekte özgürdür.