Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa Göre Bilgisayar Programlarının Korunabilmesi İçin Açılabilecek Davalar
Hukuk Davaları
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, eser üzerindeki mali ve manevi hakların ihlaliyle ilgili olarak üç hukuk davası öngörmüştür. Bu davalar, Tecavüzün Aldırılması Davası, Tecavüzün Meni Davası ve Tazminat Davası’dır. Bilgisayar programları üzerindeki gayrimaddi hakların ihlali nedeniyle bu davaların açılabilmesi için söz konusu bilgisayar programının "eser" niteliğinde olması gerekir.
Tecavüzün Kaldırılması Davası
Tecavüzün kaldırılması davası başlamış ve devam eden tecavüzün sona erdirilmesi amacıyla açılır. Tecavüz sona ermişse, artık dava amacı kalmadığından, bu davanın açılabilmesi mümkün değildir. Bu halde tecavüzün kaldırılması davası açılamıyorsa da tazminat istenebilmesine herhangi bir engel yoktur.
Tecavüzün kaldırılması davasını açma hakkı kural olarak, devam eden tecavüzle hakkı ihlal edilmekte olan kişiye aittir. Eser üzerindeki fikri haklar devredilmediği sürece, tecavüzün kaldırılması davasını eser sahibi veya onun ölümü halinde de mirasçıları açabilir (FSEK m.63, 66/I). Eser üzerindeki mali hak devredildiği takdirde, dava açma hakkı ihlal olunan hakkı devir alan üçüncü kişiye geçer. Mali hakkın kendisini değil de kullanma yetkisini lisans sözleşmesi ile devralan kişi, üçüncü şahısların tecavüzünün kaldırılmasını dava edemez. Sadece sözleşme çerçevesinde gerekli davayı açması için ruhsat verene başvurabilir
Tecavüzün kaldırılması davasında davalı; mali ya da manevi hakları ihlal etmekte olan kişilerdir. Bir işletmenin çalışanı veya bir tüzel kişinin organı tarafından işin yerine getirilmesi sırasında yapılan tecavüzlerde, adam çalıştıran işletme sahibi veya tüzel kişi hakkında da dava açılabilir (FSEK m.66/II). Bu son halde çalışan veya organ da davalı olarak gösterilebilir.
Bir bilgisayar programından çoğaltma yolu ile yarar sağlanıyorsa ve çoğaltılan eser sahibi şu üç seçenekten birini seçebilir:
i) Çoğaltılmış kopyaların veya çoğaltılmaya yarayan kalıpların imhasını,
ii) Maliyet fiyatını aşmamak şartıyla bu kopya ve kalıpların uygun bir bedelle kendisine verilmesini,
iii) Kalıpları ve kopyaları tecavüz edende bırakarak, sözleşme yapılsaydı isteyeceği olağan bedelin ençok üç kat fazlasını talep edebilir.
Bu üç seçenekten birinin kullanılması, izinsiz çoğaltma yoluna giden kişinin bu Kanun’dan veya diğer kanunlardan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz (FSEK m.68/II). Uygulamada daha çok çoğaltma hakkını ihlal eder şekilde yapılan program kopyalarında, bilgisayarın sabit diski sökülerek el konulmaktadır.
Tecavüzün Önlenmesi (Men’i) Davası
Tecavüzün önlenmesi davasının açılabilmesi için, mali veya manevi haklara muhtemel bir tecavüz tehlikesi söz konusu olmalıdır. Sona eren bir tecavüzün tekrarlanması muhtemel görülüyorsa, yine tecavüzün önlenmesi davası açılabilir. Ayrıca, devam etmekte olan bir tecavüzün varlığı halinde, tecavüzün önlenmesi ve kaldırılması davalarının birlikte açılabilmesi de mümkündür. Zira bu iki dava ile farklı sonuçlar amaçlanmaktadır. Tecavüzün kaldırılması davasından amaç, tecavüzün bütün sonuçları ile ortadan kaldırılması iken; tecavüzün önlenmesi davasında maksat, tecavüzün devam ve tekrarının önlenmesidir.
Kanun, tecavüzün önlenmesi davasında hakimi tecavüzün yöneldiği mali veya manevi hakkın niteliğine göre uygun tedbiri almakta serbest bırakmıştır (FSEK. m.77).
Bu tedbirler, tecavüz eden veya etmesi muhtemel olan kişiye bir işin yapılmasını veya yapılmamasını emretmek şeklinde uygulanabilir. Yine bu tedbirler cümlesinden olmak üzere hakim, çoğaltılmış kopya veya çoğaltmaya yarayan kalıp vb.’nın ihtiyati tedbir yoluyla geçici olarak zaptına hatta gerekiyorsa kalıp ve kopyaların bozulma ve imhasına da karar verebilir.
Tazminat Davaları
Tecavüzün kaldırılması ve önlenmesi davaları fikri hakların ihlalinden doğan hukuka aykırı sonuçları ortadan kaldırmak veya bu ihlali önlemek amacıyla açıldıkları halde, tazminat davaları eser sahibinin malvarlığında veya manevi haklarında meydana gelen zararın giderilmesine hizmet eder.
Bilgisayar programı üzerindeki manevi hakları ihlal edilen eser sahibi, FSEK m.70’e göre manevi tazminat isteyebilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, eser üzerindeki manevi hakların ihlali aynı zamanda şahsiyet haklarına da tecavüz teşkil ediyorsa, Borçlar Kanununa dayanarak manevi tazminat istenebilmesine bir engel yoktur.
Mali hakları ihlal edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa Borçlar Kanunundaki haksız fiillere ilişkin hükümler dairesinde tazminat talep edebilir (FSEK m.70/II). Dolayısıyla açılacak davada zarar ve tazminat miktarının belirlenmesi gibi konularda Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
Mali hakların ihlali hak sahibinin malvarlığında fiili bir zarara veya kârdan yoksunluğa da neden olabilir. FSEK m.70/III hükmüne göre, mali ve manevi hakların ihlali halinde tecavüze uğrayan tazminattan başka temin edilen kârın kendisine verilmesini isteyebilir. Kârın devri, tazminat niteliğinde değildir. Çünkü eser üzerindeki mali hakka tecavüz edenin kârı, mali hak sahibinin tecavüz nedeniyle uğradığı zarardan fazla olabilir. Haksız fiil hükümlerine göre, gerçek zararın ispatı ve tecavüzü edenin kusuru gibi hususları ispat etmekten kaçınmak isteyen eser sahibi, kârın devri talebini tercih edebilidir.
Hukuk Davalarında Zamanaşımı
Fikri haklara tecavüz, aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğinden, BK m.60’daki bir ve 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu sürelerin aşılması halinde davalı zaman aşımını ileri sürerek davanın reddedilmesini sağlayabilir. Ancak çoğaltma hakkına yapılan tecavüzlerde, çoğaltılmış kopyalar piyasaya sürülüp yayınlanmadıkça bir zarar doğmuş olmayacağından, 10 yıllık mutlak zaman aşımı süresi, haksız çoğaltma tarihinden değil, yayın tarihinden başlamalıdır. Tecavüz fiili süreklilik gösteriyorsa, zaman aşımın başlangıç tarihi olarak son fiil esas alınmalıdır. Mali haklara tecavüz aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa, BK m.60/II’ye göre daha uzun olan ceza zaman aşımı süresi uygulanır.
Hukuk Davalarında Yargılama Usulü
Fikri haklara tecavüz haksız fiil niteliğinde olduğundan yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri (ikametgahı) mahkemesi (HUMK m.9) ya da tecavüzün meydana geldiği yer mahkemesidir (HUMK m.23). Bu genel yetki kurallarına 4110 sayılı Kanunla FSEK m.66’da yapılan değişikliğe bilgisayar programı üzerindeki hak sahibinin kendi yerleşim yerinde tecavüzün kaldırılması ve önlenmesi davalarını açmasına imkan tanınmıştır. Eser sahibi davacının yerleşim yeri mahkemesinde tecavüzün önlenmesi veya kaldırılması davası açabilmesine imkan veren bu hüküm, tazminat davalarında uygulanamaz.
Bilgisayar programları üzerindeki telif hakkına ilişkin davalara bakmakla görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Bugün ancak İstanbul ve Ankara’da fikri ve sınai haklar mahkemesi kurulmuştur. Diğer illerde ise, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde (3) nolu asliye hukuk mahkemesi bu tür davalara bakmakla görevli kılınmıştır.
Ceza Davaları
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, eser üzerindeki manevi ve mali hakların kasten ihlali halinde, takibi şikayete bağlı olmak üzere, ceza davaları öngörmüştür. 5101 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önce kanunda öngörülen suçların işlenmesi halinde hem hapis hem de para cezasının ikisi birlikte veriliyordu. FSEK m.71-72 ve 73. madde hükümlerinde 5101 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak hakimin hapis ya da para cezalarından yalnızca birine hükmedebileceği ancak zararın çok ağır olması halinde her iki cezayı birlikte verebileceği hükmü getirilmiştir. Hangi tür fikri hak ihlallerinin ağır zarar doğuracağının takdiri de hakime bırakılmıştır.
Mali Haklara Karşı İşlenen Suçlar
Kanun koyucu, özellikle müzik eserleri ve kitapların korsan satışını önlemek için 2004 yılında FSEK m.72’ye özel hükümler koymuştur. Ayrıca mali hak ihlal fiillerinin kanuni tipi daha ayrıntılı olarak belirlenmiş ve her mali hak türünün ihlaline ayrı ceza öngörmüştür. Bir eser türü olan bilgisayar programlarının da getirilen bu özel kanuni korumdan yararlanacağı doğaldır.
Diğer Suçlar
FSEK m.73 hükmü ile, 71 ve 72. madde kapsamı dışında kalan bazı fiiller de suç sayılarak cezai yaptırıma bağlanmıştır.
1. Kasten;
a) FSEK hükümlerine aykırı olarak çoğaltıldığını bildiği veya bilmesi icap ettiği bir eserin nüshalarını ticarî amaçla elinde bulunduran,
b) Mevcut olmadığını veya üzerinde tasarruf selahiyeti bulunmadığını bildiği veya bilmesi icap ettiği malî hakkı veya ruhsatı başkasına devreden veya veren yahut rehneden veyahut herhangi bir tasarrufun konusu yapan,
c) Yegâne amacı bir bilgisayar programını korumak için uygulanan bir teknik aygıtın geçersiz kılınmasına veya izinsiz ortadan kaldırılmasına yarayan herhangi bir teknik aracı, ticarî amaç için elinde bulunduran veya dağıtan, Kişiler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,
2. Kasten; bu Kanunun hükümlerine uygun olarak çoğaltılmış ve yayılmış eser nüshalarının, yapımların � çoğaltma ve yayma hakkı sahiplerinin ayırt edici unvan, marka ve künye bilgileriyle birlikte tıpkı basım ve yapım yoluyla, işaret, yazı, ses, hareketli veya hareketsiz görüntü ya da veri tekrarına yarayan alet veya yöntemlerle çoğaltan veya bu şekilde çoğaltılmış nüshaları yayan, kişiler hakkında üç yıldan altı yıla kadar hapis veya yirmimilyar liradan ikiyüzmilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden, hükmolunur.
Ceza Davasında Yargılama Usulü
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.71,72 ve 73 hükümlerinde öngörülen suçların takibi şikayete bağlıdır. Savcılığı cezai kovuşturma için harekete geçirme yetkisi, eser üzerindeki hakları tecavüze uğrayan kimseye aittir.
Hak sahibi, eser üzerindeki hakkını kanıtlayan belgelerle tecavüzü ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içerisinde Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunabilir. Böyle bir şikayet üzerine, tecavüzün gerçekleştiği veya sonuçlarının meydana geldiği yerin Cumhuriyet savcısı, mahkemeden usulsüz çoğaltılmış kopyalara el konulmasını, bunların imha edilmesini, bu konuda kullanılan teknik araçların mühürlenmesini, satışın ve usulsüz çoğaltımın gerçekleştirildiği yerin kapatılmasını talep edebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı, üç gün içersinde yetkili mahkemeye sunulmak üzere el koyma ve mühürleme kararını resen (kendiliğinden) verebilir (FSEK m.75).
Uygulamada Cumhuriyet savcıları, şikayet üzerine Emniyet mali şube müdürlüğüne yetki vererek bir veya birden fazla bilirkişi vasıtasıyla telif hakkı ihlal edildiği ileri sürülen ürün üzerinde inceleme yaptırmaktadır. Bunun dışında, eser sahibinin kendisi savcılılık veya mahkeme kararı olmadan, telif hakkı ihlal edildiği gerekçesi ile bir bilgisayarı veya bilişim sistemini inceleyemeyeceği gibi, el koyma gibi muhafaza tedbiri uygulayamaz.
Ceza davası, FSEK m.71,72 ve 73 hükümlerinde öngörülen fiilleri işleyen kimse aleyhine açılır. Bu fiillerin suç teşkil edebilmesi için, failin kasten hareket etmesi gerekir
Kanunun suç saydığı fiilleri bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri hizmetlerini ifa ettikleri sırada işlemiş olurlarsa, suçun işlenmesine engel olmayan işletme sahibi veya müdürü yahut hangi ad ve sıfatla olursa olsun, işletmeyi fiilen idare eden kimse de fail gibi cezalandırılır. Bu kişilerin cezalandırılabilmeleri için kasdi davranmış olmaları şarttır (FSEK m.74/I) . FSEK’e göre suç teşkil eden fiil, işletme sahibi veya idarecisi tarafından emredilmişse bunlar asli fail, temsilci ve müstahdemler ise yardımcı fail olarak cezalandırılırlar. Kanun, bu halde "emrin" suça azmettirme niteliğinde olmasını aramıştır.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda yazılı suçlardan dolayı hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olan kişi, iki yıl içinde aynı suçu bir defa daha işler ise yeni suçtan dolayı verilecek ceza bir kat artırılır. Bu tür suçların tekrar işlenmesi üzerine verilen hapis cezası ertelenemez ve para cezasına çevrilemez (FSEK m.75).
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun suç saydığı fiiller, bir tüzel kişinin işleri görülürken işlenmişse, masraf ve para cezasından tüzel kişi de diğer suçlularla birlikte müteselsilen sorumlu olur (FSEK m.74/III).