Bilgisayar Programlarının Orijinalliği
Bilgisayar programlarının eser niteliğinin kabulü için orijinal olması, yani sahibinin özelliğini taşıyor olması da gereklidir. Sahibinin özelliğini taşıyor olmak ise, programın, program geliştiricisinin yaratıcı gücünün izlerini taşıması anlamına gelmektedir.
Bilgisayar programının oluşumunda, sahibinin özelliğini yansıtan bir fikri çalışmanın varlığı, o programın orijinal sayılması için yeterlidir. Bölümlenmesinde, uyarlanmasında, toplanmasında ve seçimindeki şekillendirmesinde sahibinin dikkate değer bir emek harcadığı bilgisayar programları fikri hukuk tarafından korunmalıdır.
Her ne kadar, karmaşık ödevlerin yerine getirilmesi için hazırlanmış bilgisayar programlarında, orijinallik şartının yerine geldiği varsayılabilirse de, mutlaka her programın böyle zor işlerin üstesinden gelmesi aranamaz. Yeter ki, program, önceki bir programın kopyası olmasın ve az çok bir fikri çalışmanın sonucu meydana gelsin. Aynı şekilde, program geliştiricisinin mevcut olan kombinasyonlardan birini seçerek programı buna göre oluşturması halinde de orijinallik şartı yerine gelmiş olur.
Bilgisayar Programlarında Korumanın Konusu
Fikri Hukuk Koruması, insanin duyu organlari veya bir cihaz vasıtasıyla algılayabildiği şekillendirmeleri kapsamaktadır. Bu bakımdan bir eserin fikri veya içeriği fikri hukuk korumasının dışında kalır. Yine bu bağlamda, bilgisayar programının bazı unsurları korumadan faydalanırken, diğerleri ise korumaya konu teşkil edemezler.
Bilgisayar Programlarında Fikir ve İfade İkilemi (Idea and Expression Dichotomy)
Bir bilgisayar programının tıpkısıyla aynı olacak şekilde (slavish copy) kopya edilmesinin telif hakkını ihlal edeceği açıktır. Hukuka aykırı kopyalama veya çoğaltma bu dereceye ulaşmaksızın, temelde veya büyük ölçüde benzerlik gösteriyorsa; bu durumda telif hakkının ihlal edilip edilmediğini saptamak güç olur.
Fikri hukuk; fikirlerin fertler arasında serbest olarak dolaşımını sağlayarak, toplumun gelişmesine katkıda bulunmayı hedefler. Bir eserin içeriğini oluşturan fikir, kamunun mülkiyetinde olmayıp da telif hakkına konu teşkil ederse, bu amaç gerçekleşmez. İşte bu nedenden dolayıdır ki, fikri hukuk, bir esere hakim olan fikri değil de, onun dış aleme yansımış şeklini veya ifadesini korur.
FSEK’in 2. maddesinde de aynı ilkeye yer verilmiştir. Gerçekten bu maddeye göre, her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları eser sayılır. Ayrıca, aynı maddede bir bilgisayar programının herhangi bir unsuruna temel oluşturan "düşünce ve ilkelerin" eser sayılmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır.
Bilgisayar programlarının tamamına veya belirli unsurlarına fikri hukuk tarafından koruma sağlanabilmesi için onun şekil veya ifade mi, yoksa fikir mi olduğunun tespiti zorunludur. Bilgisayar programlarının fikri, o programla gerçekleştirilen sonuç veya fonksiyondur. Program geliştiriciler bir programla benzer sonuçları doğurabilen diğer bir programı, başka ifadeler kullanarak meydana getirebiliyorlarsa; o zaman ilk program, bir fikrin ifadesidir. Bununla beraber, diğer programların farklı bir ifade kullanarak o özel sonucu elde etme imkanlarının bulunmadığı hallerde, fikir ve ifade birbirinin içine girmiştir. Fikri hukuk, son durumdaki bilgisayar programlarına koruma sağlamaz. Fikir ve ifade arasındaki bu sınırı belirleme görev ve yetkisi, her somut olayda o olayı çözmek zorunda olan yargıca bırakılmıştır.