Nitekim, rivayet edildiğine göre, üzerinde kul hakkı bulunan bir kişi Allah-u Zülcelal’i razı ederse, kıyamet gününde hakkını aldığı kişiye, Allah-u Zülcelal:
- Başını kaldır, bak, buyurur. O kişi başını kaldırınca Cennet-i Ala’da çok büyük güzel saraylar görür ve:
- Ya Rabbi! Bunlar kimindir? diye sorar. Allah-u Zülcelal:
- Bunlara sahip olmak senin elindedir, buyurur. O kimse:
- Ya Rabbi! Bunlara ne ile sahip olabilirim, benim gücüm buna yeter mi? diye sorar. Allah-u Zülcelal:
- Bunlara gücün yeter. Çünkü bunların bedeli, bu kulumu affetmendir, buyurur. O zaman adam:
- Ya Rabbi! Ben onu affettim, der. Bunun üzerine Allah-u Zülcelal şöyle buyurur:
- Öyleyse elele tutun ve beraberce cennete girin.
Görüldüğü gibi, insan dünyada Allah-u Zülcelal’i razı etmeye gayret ederse, kıyamet gününde Allah-u Zülcelal de onun üzerindeki hakları ödemesi için bu şekilde ihsanda bulunur.
Ahireti üzerinde meraklı olan kimseler, başkalarının haklarına tecavüz etmekten sakınmalıdırlar. Çünkü Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur:
“... sonra şüphesiz siz de kıyamet günü Rabbinizin huzurunda hesaplaşacaksınız.” (Zümer; 31)
Şehidler bile, Allah-u Zülcelal’in yanında çok kıymetli olmalarına rağmen, Allah-u Zülcelal hak sahiplerini affetmediği sürece, şehitlerin dahi kul haklarını affetmez. Onun için Hz. Peygamber (asv) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Şehidin, borcunun dışındaki bütün günahları bağışlanır.” (Müslim)
Bunlarda benden olsun..