Nazım ALPMAN
23 Mayıs 2007 Çarşamba



Demokrasi bombalanıyor

Ankara’nın kalbinde dün akşam patlatılan bomba Türkiye’nin girdiği “kanlı rota”da yeni bir köşe taşı oluşturuyor.
Danıştay Baskını, Hrant Dink cinayeti ve Ulus’a bomba!
Olay sonrasında yapılan yayınlarda terör lanetlendi:
“Lanet olsun!”
Elbette öyle olsun…
Ama, yazılacak başka bir şey yok mu?
Lanetlenecek olan sonuçlarına da bakmak gerekmiyor mu?
Bu olayların kime yarayacağını da düşünmeliyiz.
Terör ve demokrasi bir arada uzun süre yaşayamıyor.
Biri güçlenince diğeri eriyor.
Ya demokrasi terörü bitiriyor, ya da terör demokrasiyi!..
1970’lerin sonunda geldiğimiz noktayı hatırlayalım. CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, 6 Eylül 1980 tarihindeki Petrol-İş Kongresi’nde şöyle demişti:
-Biri çıkar düdüğü çalar, oyun biter!
Sadece 6 gün sonra 12 Eylül’ün generalleri “beklenen” düdüğü çalmışlardı.
Demokrasiye mola veren düdüklerin çalınabilmesi için “ortamın olgunlaşması” gerekiyor.
Bekliyorlar, olgunlaştırıyorlar, sonra da düdüğü çalıyorlar.
12 Eylül 1980 tarihinde 2. Ordu Komutanlığı görevinde bulunan Orgeneral Bedrettin Demirel, yıllar sonra Milliyet’te Yener Süsoy’a “darbe zamanı” hakkında bilgi verirken şöyle diyordu:
-Aslında müdahaleyi 1 yıl önce yapacaktık…
-Neden yapmadınız?
-Olgunlaşmasını bekledik!!!
Darbe ortamının “olgunlaşması”nın ne anlama geldiğini en iyi Nihat Erim, Kemal Türkler, Gün Sazak’ın ve daha yüzlerce terör kurbanının aileleri biliyorlar. Çünkü bu isimler “olgunlaşma” için beklenilen dönemde katledildiler!
Ankara’nın göbeğinde patlatılan A 4 bombası ile hayatlarını kaybeden 6, yaralanan 82 insan için yüreğimiz acı ile burkuluyor.
Ama bundan daha büyük bir acı için de hazır olmamız gerektiği hatırlatılıyor.
Çünkü patlayan ve patlayacağı söylenen bu büyük bombalar doğrudan demokrasiyi hedef alıyor!


internethaber