Alıntı
Duruyor zaman, esiyor rüzgar..
üşütüyor iliğimi sensiz geceler..
sensizliğe sarılıyorum soğuğu hissetmemek için değil
benliğini yaşıyabilmek için..
yağmur yağıyor, düşlerim ıslanıyor
kayboluyor karanlıklarda çığlıklarımm
kalabalığın içinde yalnızlığı hissediyorum
sensizlik büyük sessizlik sevgilim
umutsuz bir çocuk gibi bakınıyorum etrafa sessizce..
kollarımı açıp işte seni bu kadar seviyorum diyebilmeyi özlüyorum
tıpkı cocuklar gibi..
belkide sevgi değildir bunun adı
tutku, aşk bile hafif kalabilir bu hissi tanımlarken..
ne demiş aşık veysel;
"bir erkek bir kızı sever, babasıda kızı vermezse onun adı aşk'tır."
belkide aşkın yaşanma şekli budur?
af dilemeli benden hayat, sensiz geçen her saniye için..
af eder miyim ? tabiki hayır..
sensizliğide seviyorum aslında
cünkü onun icinde bile "sen" var..
sözün özü, senin her zerreni seviyorum..
tanrı bize iki ayak vermiş, yürüyebilmemiz için
iki el vermiş tokalaşmamız için
iki göz vermiş görmemiz için
herşeyi mükemmel yaratan tanrı, bir insana neden bir kalp vermiş olabilir ki?
onun içinde akıl vermiş, his vermiş gidip eşini bulabilmemiz için..
ben senin kalbini buldum, ya sen ?
Quote'nin sadece çerçevesini kullanmak istedim, tamamen orjinal kendi yazımdır