Gemiyi karadan yürütmeyi düşünebilmiş bir neslin evlatlarıyız.(çok mu derin oldu) İnşallah birgün bütün dünyanın kullanacağı bir arama motoruna veya başka herhangi bir teknolojiye sahip oluruz.
Bunlar bizler için çok uzak şeyler değil. Tabi ki çok çalışmak lazım. Tabi ki büyük paralar lazım fakat hiçte uzak şeyler değil.
Hiç düşündünüz mü? Youtube'nin son yamuklarından sonra, bir milli refleks ortaya çıksaydı ve bu bir kampanyaya dönüşseydi, insanlar herhangi bir tarihte Google servislerini kullanmamaya çağrılsaydı ve bu kampanya başarı sağlasaydı dünyada nasıl bir ses getirirdi ?
Youtube ve google'ye ceza Devlet eliyle değil, Türk halkının birliği ile verilseydi sonuçta ne kadar büyük değişiklik olurdu?
Türkiyenin farkında olamadığı çok büyük güçleri var ve bunu bilenler bu ülkeyi yüzyıllardır belasız koymuyorlar.Belki farkında değiliz fakat Türkiye çok büyük bir pazar. Hem ekonomik hem konum açısından çok büyük bir pazar. Ve avrupa'nın ortadoğuya açılan kapısı, Türki cumhuriyetlerle dünyanın buluşma noktası niteliğinde olması ise ayrı bir önem taşıyor.
Ve inanın ortadoğu ile Türk ülkeleri model olarak Türkiye'yi alıyor. En basitinden dinlediklerimizi dinlemeye çalışıyor, izlediklerimizi izlemeye çalışıyorlar.Hatta ve hatta taklit ediyor.
Ve google veya başka hiçbir ticari kurum, lider olduğu pazarda tepetaklak olmak istemez. Fakat o pazarı oluşturan insanlar biraz akıllı davranırsa...Yoksa "zaten ne yaparsak yapalım sallamıyorlar vurun" demelerine kızmamalıyız.
Konu buraya nerden geldi diye soracak olursak, ana konu İçimizdeki genç devi uyandırma vaktinin gelip gelmediği meselesidir. Ayrımsız bu ülkenin tüm insanları yeterki inançlarını sağlam tutsun, kendine güvensin ,çalışsın ve bir arada olsun. Herşeyi iyi yapabilecek güçteyiz.
İlk adım kendimizle yüzleşmeliyiz. Sektörde dünya ülkeleri nerede ve biz neredeyiz? Bunun cevabını bulmalıyız.
Elde edilen sonuçlara göre yol haritası çıkarıp ülkenin teknik altyapısının yükseltilmesi ile ilgili çalışmalar yapmalıyız.
Milli bilişim akademileri ve Bilişim Bakanlığı gibi resmi kurumlar kurmalı, bilişim hukuku alanında çalışmalar yapmalıyız.
Kendimizi bir an önce yenilemeliyiz. Bunun için eğitim kurumlarımızı ve müfredat programlarımızı baştan aşağıya yenilemeliyiz.
Bilişim sektörü için Ortaokuldan sonra girilen ve Mühendis olarak mezun olunan teorik bilginin ve pratiğin yoğurulduğu, 8 sene veya üstü eğitim verecek, dünya ile rekabet edebilecek personel yetiştirecek Bilişim üniversiteleri kurmalıyız.
Sevsekte sevmesekte (ki ben karşıyım ama üzülerek yazıyorum) bu işi yapacak insanlara Türkçeden daha iyi ingilizce öğretmeliyiz.
Büyük potansiyelimizi kullanarak , rekabet koşullarını kullanıp yada çeşitli teşviklerle dünyada tanınmış yazılım firmalarının Türkiye'de yazılım geliştirmelerini sağlamalıyız.
Acilen tembelliği bir kenara bırakıp Taklitçilikten uzak ve özgün, sahtekarlığın olmadığı, yatırım yapılıp bilimsel olarak yürütülen çalışmalar yapmalıyız. Ben böylece kısa bir zaman diliminde uzun yol alacağımıza inanıyorum.
Hatta ve hatta böyle bir iddaalı oluşum ortaya çıkarsa birçok insanın sponsor olmak isteyeceğine inancım sonsuzdur.