o meşhur foton kuşağı yazısına ekşi sözlükten bir kişi çok güzel açıklama getirmiş
antik dünyada politeist inançlara insanların nasıl sahip olabildiklerini anlamak mümkün. yıldırım gibi bir doğa olayına kendi içinde tutarlı ve gerçeklerle uyumlu bir açıklama getirebilecek bilimsel bir külliyat ve bunu sınamak için gereken teknolojik ürünler olmayınca insanın yıldırıma zeus açıklaması getirmesi, doğa olaylarını gaia'ya bağlaması doğal ve makul. bugün kıçından şimşekler çıkartan, yeryüzüne gelip kadınlarla beraber olan, olympos'un tepesinden dünyayı yöneten zeus'a inanmıyorsak, odin'i ancak belirli zamanlarda anıyorsak bunun da sebebi zeus'a ve odin'e yüklediğimiz bütün "insanötesi güçlerin" basit doğa olayları olduğunu anlamamız ve daha önemlisi bilmemizdir.
ancak ah be abi, 21.yy da şuna nasıl inanılır?
iddia o ki, foton kuşağına girdiğimiz zaman olacaklar şunlar:
1. gün: 21 aralik 2012'de kör bölgeye giris, tüm canlilarin beden tipinin degismesi, hiçbir elektrik aygitinin çalismamasi, tam karanlik
2. gün: atmosfer basincinin düsmesi, herkesin kendisini sismis hissetmesi,günes'in yeterli isitamamasi, dünya ikliminin sogumasi (buzul çagi sogugu)
3.-4. gün: atmosferin safak vakti gibi sönük bir isikla aydinlanmasi,foton etkisinin baslamasi, foton enerjili aygitlarin çalisabilir hale geçmesi,yildizlarin yeniden gökyüzünde belirmeleri.
5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giris, kör bölgeden çikip ana foton kusagina giris, tüm canlilarin güçlenip zindelesmeleri, dünya ikliminin isinmasi, foton isiniyla çalisan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya baslamasi, telepati, telekinezi gibi psisik yeteneklerin ortaya çikisi(uyanis, süperbilinç).
inanılan portreye bakın, foton kuşağına girdiğimizin birinci günü beden tipimiz değişiyor. nasıl? fotonun ne olduğunu biliyoruz, ışık quantası. fotonlar son derece düşük oranda radyasyon yayabilirler. sava bağlı kalmak adına bir foton kuşağının varlığını kabul edelim, yüksek oranda bir radyasyon olacaktır, böyle bir radyasyon evet bedeni değiştirir ki biz buna deforme olmak, tahrip olmak diyoruz. çernobil faciasından sonra radyasyonun bölgedeki canlılar üzerindeki etkilerine baktığımız zaman bundan daha iyi bir sonuç çıkartamayız. bu kadar yüksek oranlı bir radyasyonun etkisi ise ölüm olacaktır. beden tipinin değişmesinden çıkarılacak tek sonuç bu. ölüm. spiritualistlerin deyimi ile "ölüm olayı gerçekleşir". e ne oldu? birinci gün dünyadaki bütün canlılar öldü. ne kadar güzel.
ikinci gün bu ölen canlılar kendini şişmiş hissedecek? bu arada birden buzul çağı soğuğu gelecek. 1 günde dünya ikliminin normalden buzul çağı soğuğuna düşmesinin yaratacağı sonuç kitlesel ölümdür. yani diyelim ki canlılar foton kuşağının radyasyonundan ölmediler, aşırı soğukların yaratacağı iklim bozukluğundan ölecekler. takdir edersiniz ki bütün canlılar doğalgaz ısıtmalı konutlarda oturmuyorlar.
iki günde iki kez ölen canlılar üçüncü gün bir anda foton enerjili aygıt buluyorlar. peki foton enerjili aygıt nedir? foton enerjisiyla çalışan hangi aygıt var? 2 günde 2 kere ölürken insanlar kanlarının son damlasıyla foton enerjisiyle çalışan alet mi üretecekler?
beşinci güne girdiğimiz zaman artık 24 saat gündüz olacak. hiç iyi bir şey değil, şu ana kadar ölmedilerse gece yaşayan bir çok canlı yok olacak. ilginç olan, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması maddesi.
foton ışınıyla çalışan gemiler?
lan ne ara yaptık? 6. güne kadar her şeyi kabul etseniz dahi şunu nasıl kabul edebilirsiniz? 1. gün bedenler değişiyor, hareketsiziz. dünyada kitlesel bir panik olacağı muhakkak. ikinci gün buzul çağı soğuğu geliyor, insanlar hala bu olan olaylar karşısında delirmediyse burada delirme muhakkak. 4. güne kadar bir hareket yok, dördüncü gün canlılar güçlenip zindeleşiyor demek ki 4.güne kadar güçsüzler ve zinde değiller, e ne ara bu adamlar foton ışınıyla çalışan ve uzayda yolculuk yapan gemi yaptılar?
hani zaten her şey yalan, temelsiz amma kendi savları içerisinde bile mantıki bir tutarlılık gösteremeyen bir düşünce nasıl "her şeye sol lobuyla bakan anlamaz tabi" diye savunuluyor? en azından kullanılan bir sol lob var, ikisini de kapatmadığı, kör gözüyle iman etmediği için mi insanlar suçlanıyor?
ha ben bunu kime diyorum?
2000 ışıkyılı yani 2000 * 300.000 * 360 * 24 * 365 km kalınlığındaki bir kuşaktan evrende 40.000 km hızla hareket eden bir sistemin 2000 senede geçeceğine inanan adama.
müslüm gürses'in çok güzel bir lafı vardır "ey yeşil bibere can veren allahım bunu da mı sen yarattın?"