@Scharfschütze, özelleşme, peşkeş değildir. Gayet güzel oldu. Özelleştikten sonra bak Telekom'a, adamlar kafalarını kullanarak çalışmaya başladılar. Geçenlerde "gelin, tatlıya bağlayalım" diye bir kampanya yaptılar, hiç incelediniz mi? TT, devlette olsa, o borçlar sittin sene alınamaz, mahkemeler sürüp giderdi. Fakat özelleşmiş olan Telekom ne yaptı, gelin bu işi tatlıya bağlayalım, ne siz uğraşın, ne biz uğraşalım dedi, kafayı kullandı. Bu sayede, hem müşteriden uzun zamandır alamadığı borcunu, belki eksiğiyle bile olsa alabilecek (hiç alamamasından kesinlikle iyidir.), hem de mahkeme masrafıyla vs. uğraşmayacak. İşte, bürokratik zihniyetten kurtulup çağdaşlaşan Telekom'a harika bir örnek.
Diğer bir örnek, 256 ADSL'ler. Telekom devletteyken, 256K ADSL'e 49 YTL ödüyorduk her ay, paşa paşa. İtiraz ediyorduk ama kimse tınlamıyordu. Hatta bu konuda bir grup arkadaşımız, Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım ve Telekom'un o zamanki genel müdürü Sayın Mehmet Ekinalan ile gidip görüştüler. Sonuç: hiçbir değişiklik yok. Peki Telekom özelleştikten sonra ne oldu? 256'ları 1024'e yükseltme kampanyası açtılar, 6 aylık bile olsa. Bu, ilerleme olduğunun çok büyük bir göstergesidir. Aynı zamanda, fibeoptik kablo alımı yaptılar çok büyük miktarda. O kabloları, çamaşır ipi olarak kullanmayacaklardır değil mi? Ayrıca, gerek eski genel müdür, gerekse yeni genel müdür Poul Doany(ki kendisi bence uzmandır bu konuda, o koltuğa kolay kolay oturamazdı aksi taktirde) mevcut altyapının daha büyük hızları kaldıramayacağını açık bir şekilde söyledi. Öncelikle altyapı değişmesi lazım, bunun için de yatırım lazım. Altyapı değişikliği de öyle 2 günde pat diye olacak şey değil. En az 1-2 sene lazım bunun için. Altyapı değişikliği için çalışmalar olduğunu da görebiliyoruz, yukarıda da yazdım neler yapıldığını bu konuda.
Ben tepkisiz birisi değilim, hatta emin olun, Türk Telekom'a ADSL konusunda en çok tepki gösteren, en çok şikayette bulunanlardan birisiyim. Ama, Sezar'ın hakkı Sezar'a verilmeli.
Saygılarımla...
Gelin tatlıya bağlayalım değil de o kampanyanın gerçek adı
'Ne koparırsam kardır' olacaktı
Telekom, şayet halkı bu kadar düşünüyor olsaydı, yurtdışı aramalara indirim yaparken, şehir içine bindirmezdi. Yurtdışı görüşmelerde rekabet olduğu için, çaresiz kalıp, insanlara bakın biz de kampanya yaptık mesajı vermek adına fiyatı düşürüp, arkadan şehir içine bindirmek birilerinin iyiliğini düşünmek değil.
Nitekim yurtdışı aramalarda Superonline ve benzeri firmalar rekabet ortamı yaratıyor. Şehir içinde Telekom tekel. Ve istediği gibi halkı sömürüyor. Geçen gün Superonline'dan biri yine tv'de söylüyordu, Telekom şehir içini de versin bana, bak nasıl rekabet yapacağım diye.
Ama vermez. Yurtdışından bi kere ağzı yandı. Rekabet oldu. Bizim ülkede yasaktır böyle şeyler.
256'yı 1024'e yükseltme kampanyasına sen kullanıcı gözüyle bakıyorsun. Bunun ticari yönüne bakarsan, olayın senin baktığın kadar pembe olmadığını göreceksin.
O kampanya göz boyamaydı. İçlerinden 10 tane adamı bile kotalıya geçirsem kardır mantığı ile yapıldı. Kaba tabirle şöyle söyleyeyim o , insanların önüne atılmış bi kemikti. Yani Telekom çıkıpta elindeki altyapıyı test falan etme amacında değildi
Özelleştirme, peşkeş değildir. Hatta yerinde ve iyi bir şekilde yapılırsa hem ülkenin hem halkın yararınadır. Ama Türkiye'de yapılmış olan özelleştirmeler, özellikle de Telekom özelleştirmesi peşkeştir.
O zaman, gazetede çıkan, Telekom'un kar ve varlık değerleriyle, satıldığı değerleri karşılaştıran bir yazı vardı. Zamanında kesip saklayacaktım. Gazeteyi atmışlar. Yanılıyor olabilirim Mühendisler Odası'nın da bu konuda bir yazısı vardı. O yazıda değerler var mıydı emin değilim.
Neyse. Bahsettiğim yazıdaki değerleri görseydin, özelleştirme mi peşkeş mi tekrar düşünürdün