Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
Onca iş & güç arasında kısa zamanda çok iş yetiştirmeye çalışırken başlığını görüp içimden "hass.." diyerek okumaya başladığım bu kısa hikaye baştaki ön yargımı "hadi ya"ya dönüştürmeyi başardı.
Günümüzde sanal gerçekliğin olduğunu kabul ederek hayata bakarsak, insanların birbirleriyle olan problemlerin büyük bölümünün iletişimsizlik olduğu aşikar, inceleyip araştırmayı saatlerce tartışmaya gerek bile yok. Fakat bu iletişimsizlik ve dolaylı olarak yalnızlığın içinde - hayatın karmaşasını ve insan olmanın gerektirdiği uğraşları da iliştirin bir yere - insanların birbirlerini arayıp konuştuklarını bırakın hatırlayıp andıklarını bile sanmıyorum.
Okuduğum hikaye çok güzeldi, anlamlı ve etkileyiciydi. Gidenin ardından gidenle beraber onun anılarıyla onun günleriyle yaşayıp onu yokluğuyla varetmeye çalışan çok fazla insan yoktur eminim. Çünkü gidenin yeri bir şekilde illa ki doluyor. Bir gün, iki gün veya bir ay sonra.. Bunları söylemek oldukça üzücü ve can yakıcı fakat gerçekleri görmek gerekli. Eğer ki bu hikayedeki gibi birilerinin hayatımda olduğunu bir gün öğrenebilirsem, o gün benim en mutlu günüm olur.
Geçenlerde "ismail acarkan"ın şiir kitabını okurken bir şiirini çok beğenmiş altına da 3-4 satır ilave yapmıştım. Konuyla az çok ilgili.
Ayrıldık İşte
O günün akşamıydı,
Anlamıştım sevdiğimi
Ve sonra
Nasıl yakalandık?
Böyle ansızın,
Ayrılığın sessiz fırtınasına
Daha kurmadan dünyamızı
Duyurmadan daha birbirimize
Kalplerimizin sımsıcak sevdasını...
Seninle göz göze geldiğim yerden
Denize bakıyorum şimdi
Duyduğum ses,
Kalbimin mi?
Denizin çırpınışları mı?
Bilmiyorum!
Güneş batarken karanlığa,
Ne var ağlayacak böyle
Ayrıldık işte.
İsmail Acarkan - Seni Anlatmadılar Diye Hesap Sordum Gözlerime (S-23)
-Gidenin ardından gidenle beraber yaşamak;
Onu yaşatmaya çalışmak..
-Soruyorum sana : "Kaç kez ölüyü dirilttin?"