Merhaba arkadaşlar iksadi idari bilimler fakültesinde yüksek lisans yapan biri olarak bugun yanlış bilinen bir olayı düzeltmek ve doların yükselmesine sevinenleri şeytan gibi göstermek isteyenlere bir cevap yazmak istiyorum bununla ilgili iktisadi terimler kullanmak yerine günlük terimler kullanacağım umarım herkes için açıklayıcı makale tarzı bir yazı olur...

Dolardaki değişimin hesaplanmasında 2 model oluşturup sizlerle paylaşıyorum...

Ön bilgi: ticaret açığı, bir ülkenin 1 yıl içerisinde yaptığı ithalat ile ihracat arasında fark ki burada yalın bir anlatımla ithalat pozitif sonuc veriyorsa ülke borçlanmış negatif değer veriyorsa ülke zenginleşmiş demektir.

1. Model

Öncelikle doların 1.20 gibi düşük bir seviyede olmasının etkilerini açıklamakla başlıyorum. Dolar ucuzken örneğin bilgisayar kullanıcıları genellikle yoğun üretilen ram, laptop elektronik severler LCD, plazma araba tutkunlukları jipler almakta ve sürekli ithalat yapmaktadırlar çünkü eskiden maaşları 1000 ytl iken dolar 1.35 ytl iken daha değerliydi fakat şu anda dolar 1.20 olunca dolar bazındaki alışverişler artmış bulunmakta... buraya kadar okuduğunuz kısım türkiyenin ithalatını çoğaltmaktadır.

İhracat kalemine gelince eskiden işçisine 600 ytl odeyen fabrikator şimdi cüzi artışları göze almasak bile halen YTL olarak ödeme yaptığı ve elindeki ürünü döviz ile sattığı için üretim sabit olsa bile kar marjı gittikçe düşmektedir.

Dış etkenler konusunda ise örneğin türkiyede bir çoğumuz çin malı tayvan malı ürünler kullandığımız için yurt içi satışlarda düşmektedir.


2. Model

Doların 1.51 olduğu günümüz koşullarında insanlar doğal olarak ithalattan kısacak ürünlerini 1 haftada %30 artış yükselme göstermeyen türk malından yana kullanacaklardır bununla beraber ithalat düşecektir.

İhracat kalemine gelince işçilere ödenilen ücretler sabitken malın kar marjı yükselecektir.

sonucu bir fikra ile özetlersek

Serçe kış günü karda, fırtınada yuvasından düşmüş, bir kenarda tir tir titriyormuş. O sırada yoldan geçen bir manda başka yer kalmamış gibi, gelmiş serçenin üzerine pislemiş...

Serçe mandanın arkasından kızıp, bağırıp, çağırmış ama nafile... Ama bir süre sonra, mandanın pisliğinin sıcağı, hoşuna gitmiş, ısınmış, başlamış cik cik ötmeye! Serçenin sesini duyan kedi koşup gelmiş:

“Gel serçe kardeş, böyle günde düşmanlık kalmaz, ver kanadını, seni çekeyim.” Serçe kanadını uzatmış, kedi pençesiyle çekip almış, sonra da yemiş...

kıssadan hisse : düşündüğünüz her iyi, iyi; düşündüğünüz her kötü kötü değildir.

ps: umarım yazımı keyifle okumuşsunuzdur konunun siyasetle alakası yoktur alıntı yapacak biri olursa nickimi vererek helali hos bir sekilde yapabilir..

Saygılar.