tüm canlılarda (ve de insanda tabii ki) bulunan üreme içgüdüsüne dayanır. bir türde daha fazla yavru doğurmayı sağlayacak bir mutasyon, bu mutasyonu geçirmiş birey sayısını artırır.örneğin kutup ayısı ile normal ayının arasındaki temel fark kutup ayılarının tüylerindeki değişimdir. vücudu daha sıcak tutacak ve kutup ortamında görünmeyi zorlaştıracak bir mutasyon kutup ayılarının ömürlerinin uzamasına doğal olarak ta daha fazla yavru doğurmalarına ve yeni nesillerde bu mutasyonu taşıyan bireylerin sayısının artmasına neden olur.
evrim teorisinin en büyük handikapı ise bu güne kadar insan v.b. gibi yüksek zeka taşıyan türlerin (kedigiller gibi avcı etçiller) eksiksiz bir fosil soyağacının ortaya çıkarılamamış olmasıdır. zira bu türler öğrenme yeteneğine sahiptir ve fosilleşmeye neden olacak (bataklık gibi) koşullardan uzak durabilirler.ancak bu zeka oranına sahip olmayan türler için (örn böcekler) soyağaçları tüm gelişimleri ni göstermektedir. insan v.b. türler içinse insan ve aynı kökten gelen hominidae familyasında %99 oranında bir dna benzeşmesi vardır.
değişmeyen canlılar içinse; bu türler neredeyse doğal bir mühendislik harikası olarak görülebilir. en iyi örneklerinden biri olan köpekbalıkları hem denizde hakim avcı pozisyonundadırlar (her türü avlayabilirler ama onları avlayan (insanın ortaya çıkışına kadar) tek tür bile yoktur) hem de bir çok hastalık v.b tür azalmasına neden olan etkenden etkilenmezler.sonuç olarak devoniyenden bu yana yaşamaktadırlar.