Antalya'ya ilk taşındığımızda ( 12 yaşında ) şu an yegane dostlarımdan olan bi' zıbıdı bana bıçak çekmişti.. (: Acayip zor geliyordu küçük şehirden büyük şehire taşınmak.. Hele okul yılları , ızdırap gibi.. Sonraları yekten yekten alışmaya başlıyor insan ister istemez.. Şehire , caddeye , sokağa , mahalle bakkalına , mahallenin asabi abilerine , çenebaz ablalarına falan fıstık..

Zaten hayat koşturması başlayınca ne şehir kalıyor ne başka bi' şey aklında.. Sadece ekmeğine bakıyorsun , sadece eve gidince tok yatmaya , bi' paket sigara parasını yarın cebine koyabilecek olmana seviniyorsun filan..

Yeni arkadaşlıklar kurman o kadar da zor olmasa gerek.. Mesela çıkıp bi' kavgaya bile karışabilirsin (: tabi silahsız bıçaksız sadece delikanlı gibi elle yumrukla yapılan bi' kavgaya.. Oradan bile insan arkadaş çıkartır gerçekten isterse..

Senin yaşam tarzını bilmiyorum ama insanoğlu istese bile ne yapılan kötülüğü ne de yapılan iyiliği unutmayacak kadar akıllı.. O yüzden çık biraz , hatta kızılayda git barlara takıl yaşın müsaitse , hazır bayram.. Alkol serbest (; " Hun " ile takıl kafa dengidir.. Ya da r10 buluşmalarına filan git..

Şimdi Antalya'da , Dokuma semtinde yürüyüşe filan çıktığımda ola ki bi' de akşam ise sokak da 15 metre selamsız yürüyemem.. (:

İnsanoğlu kolay alışır , zor unutur..