Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
Hastayım.. Başım çatlıyor, ateşim var, vereme yakalanmış gibi öksüyorum aralıksız... Tüm olumsuzluklara, tüm beklenmeyenlere, tüm yaşananlara ve yaşanmayanlara inat buradayım... ama güçlü ve ayakta değil, artık yorgun düşmüş ve teslim olmaya hazırlanan bi'insan gibi..
Nedeni yok canım sıkkın, dostlar arası deyimiyle "rahat battı" yine bana.. Kuzenle konuştum, canım sıkkın yazmak istiyorum, bana konu ver dedim. "Var olmamıza rağmen yokmuşuz gibi hissetmemiz" hakkında yaz dedi. Müthişti bu fikir...
Bilmiyorum ama sanıyorum : Bi'çok insan böyle hisseder zaman zaman, varsındır ama yokmuşsun gibi hissedirsin, her zaman yalnız, her zaman terkedilmiş.. Bedenin oradadır ama sanki kimse farkında değildir senin varlığının. Fazlalıkmışsın gibi hissedirsin kendini, o küçük beyninde istenmeyen ilan edersin kendini.. ve hatlar orada kopar. Artık gerçekten yoksundur.
Bi'ortama girersin sıcak bi'muhabbet vardır veya eğlenir yiyip içersin ama öyle bi'an gelir ki beklemediğin insanlardan beklemediğin şeyler görürsün. Bunlar yapılması hoş olmayan şeyler bazen de çok ufak davranışlardır . Bitmişsindir çünkü sen O'na inanmış, güvenmiştin... ama o farkında olmadan seni kırdı, hayal kırıklığına uğrattı. Bitti işte, o güzel ortam, gülüşler, kahkahalar..(her şey... )dünya durdu artık senin için.. Varsın ama yoksun o andan itibaren. Bunalımlı dakikalar başlamıştır, kopmuşundur.. kafanda bin tane tilki dolaşır ama hiçbirinin kuyruğu birbirine değmez.. Olması muhtemel olmayan şeyler bile geçer kafandan o anlarda.. Bi'insandan çok canavara dönüşür, herşeyi fırlatıp atmak, yakıp yıkmak istersin.. Hatta mümkün olsa dünyadan uçup gitmek, kimsenin olmadığı bi'yerde varlığını sürdürmek.. Nedir peki bunun sebebi? Sadece gördüğün ve muhtemelen yanlış anladığın davranışlar. O insan gerçekten seni incitmek istemese bile sen fesatsındır böyle düşünmüşündür... ama O nerden bilsin senin için fesat..
Zaman gelir yalnız kalmak istersin, imkanın varsa koşup gidebileceğin ilk yerdir deniz kıyısı.. Dalar gidersin dalgaların eşi benzeri olmayan anlamak isteyene çok şey anlatan sesine.. O dalga seni alır götürür.. gitmek istediğin yere. Aslında gitmek istemediğini söylediğin ama gitmek istediğin yere götürür.. Dalar gidersin kendini kaybedersin.. Dalgaların sesi yetmezmiş gibi müzik de dinlersin.. Dinlediğin müzik bunalımsa şayet yedin ayvayı işin gerçeği... Gitmek istemediğin, yüzleşmeye cesaret edemediğin yerlerdesin artık.. Zamanında yüzleşmeye cesaret edemediğin olaylarla yüzleştiğin zaman kendini aciz bi'insan olarak yorumlarsın, dünyada yaşamak için yer bulamayan, fakat bir bedene, ruha sahip olan bir yoktan ibaretsin sen... Yalnız, aciz ve herşeyi terk etmeye hazır olmana rağmen asıl terk edilen sensindir...
Bunları yaşayınca insan kendini dışlar gerçekten, yok olmak ister, başkaları tarafından yok edilen değil, kendi tarafından yok edilen olmak ister.. Kendini adeta bir şeylere adar... Bi'uğraş edinir sürekli onla uğraşır.. İşin aslı yalnızdır yine...Terk edilmiş, umutsuzluğa sürüklenmiştir...
Hastayım, ateşim var ama saçmalamıyorum. N'yazdığımın neden yazdığımız farkındayım.. Aslında daha fazla yazmak, herşeyi biraz daha açıkca anlatmak isterdim amaaa....