Son zamanlarda aşk meşk olayları yazın başlamasıyla artmaya başladı. Bence bunu bir kez okuyun
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...
Can Yücel
"Duygusal bir bağ ile bağlı olunan kişiler için bunu kabullenmek biraz zor olabilir. Ama malesef öyle. Telefonumun adı abbas, bisikletimin, bilgisayarımın, kalemlerimin, kitaplarımın, cebimdeki her kuruşun... adı da. Ama abbas yolcudur durmaz. Onlarla yaşanılan anlar senindir daha fazlası değil. Gitti diye kendini üzmek nafile. Çünkü üzüldüğün tek anı bile geri verebilecek hiçbirşey ya da kimse yok. Ne kadar az sahiplenilirse o kadar az kaybedilir."
Bu son paragrafta bir forumda cevap olarak ben yazmışım