Bitlis’e gitmemi; Milli Eğitim Bakanlığı ve Turkcell’in ortaklaşa düzenlediği Gönül KöPRüsü projesi sağladı. Proje kapsamında; 1 hafta süresince gidilen il gezilecek ve mihmandar aile tarafından 1-2 gün misafir edilecektiniz.
Yola 7 Temmuz 2008 saat 09:36 sularında çıktık. Yol güzargahında Konya, Adana, Diyarbakır, Malatya ve Gaziantep’in içinden geçtik.
Yol haritadan baktığıma göre toplam 1501 km. imiş. Biz bu yolu molalar dahil olmak üzere toplam 26 saatte aldık. Gittiğimizde Denizli 1. Kafilesi otobüslere bindi ve geriye döndü. Böylece; 350 kişi; Bitlis’te yalnız kaldık
Hemen yurtlara yerleştik ve yol yorgunluğunu atmak için biraz uyuduk. Akşam yemeğini yedik daha sonra. Ve yurtta bulunan LCD TV’yi keşfettik. Çalıştırmaya çalıştık; başaramadık.
Gezinin 2. gününde, sabah minibüslere doluştuk. Biz 13. minibüsteydik. Daha sonra restore edilmekte olan bir kervansaraya gittik, gördük,gezdik. Daha sonra Nemrut Dağı’na tırmandık araçlarla, ve dağda bulunan gölleri gördük; ayrıca ilk kez bir “Buhar Bacası” gördüm. Daha sonra Tatvan’a indik; Van gölü’nde feribot turu yaptık akşam oldu yurttaydık yaptık birşeyler
Gezinin 3. gününde, üstümde biraz kırgınlık vardı. Ama yine de gezelim dedik. Bitlis şehir merkezini gezdik; müze gezdik, 5 minare gezdik. Bitlis’i tepeden gören bir seyir tepesini gezdik. Akşam hastaneye götürüldüm,serum yedim. O serumu yedikten sonra hasta kalamıyorsun zaten.
Gezinin minibüslerle son günü olan 4. günü; gayet güzeldi. Bitlis’in bir ilçesi olan Ahlat’a gittik. Orada müze ve harabe şehri gezdik. Burası bir Selçuklu mezarlığı imiş. Ayrıca, Alparslan’ın 1071 Malazgirt Savaşı’ndan önce Cuma Namazı’nı kıldırdığı Ulu Camii’nin bulunduğu yere gittik. Cami günümüze kadar ulaşamamış. Daha sonra Ahlat Öğretmenevi’nde öğlen yemeğini yedik ve Adilcevaz’a gittik. Adilcevaz’da Çay Bahçesi biçimli bir yere oturduk, üzüm ikram ettiler bize. Ayrıca hediyelik eşya alabilmek için süre verdiler; daha sonra gittik yurda.
Gezinin gezilecek son gününde; mihmandar ailelere verildik. Biz birer ikişer kişi verileceğimizi tahmin ederken; 11 kişi bir aileye verildik Sabri Amca ve Yunus abi sağolsun, bizi çok iyi ağırladılar; buradan teşekkürlerimi iletiyorum onlara. Ayrıca Sabri Amca’nın kayınvalidesi de çok iyi bir teyzeydi,ona da teşekkürler. Sabri amca’Nın hanımına da yaptığı yemekler ve sıcakkanlı sohbeti için teşekkürler.
Velhasıl; genel durum değerlendirrmesine gelirsek; Bitlis çok harika bir yer. Gitmediyseniz bir an önce gidin,görün. İnsanı çok sıcakkanlı. Bize resmen insanlığı öğrettiler. Karşılık beklemeden bize çok iyi davrandılar. Hastaneye gittiğimizde başımızda beklediler.
Bitlis’lilerle PKK ve Kürt-Türk kavgasını da konuştuk. PKK konusunda; resmen lanet yağdırdılar örgüte. Ayrıca örgütte sadece Kürtler yok, Türk var,Laz var Çerkez var.. Karışık yani. Kürt Türk konusunda da ; biz kardeşiz dediler; bizden size zarar gelmez dediler. Çok iyi insanlar hepsi. Sıcakkanlı,yardımsever.. İnsan gibi insan yani. Her gittiğimiz yerde kardeşçe karşılandık, hatta kendileri yemediler bize yedirdiler.
Bu arada yazmayı unuttum:

Van Gölü, göl değil sanki deniz. Feribotla tur attık biraz. Ayrıca Bitlis tarihi ve turistik açıdan çok güzel bir yermiş. Muhakkak gidin,görün. Yurdun her köşesi ayrı,her köşesi bir başka güzel. Giderken benim de çekincelerim vardı, ama gelirken İyi ki gelmişim Bitlis'e dedim. Ayrıca, birkaç kelime de Kürtçe öğrendim.

Bu arada; dikkatimi çeken birşey oldu, Nemrut Dağı'ndaki bir gölde; yabancılar kamp kurmuştu. Dedik kafile olarak; kendi yerimizin güzelliğini biz bilmiyoruz,yabancılar daha iyi biliyor.

Geçirdiğimiz 1 hafta süresince bize olanca sıcakkanlılığını sunan Bitlis halkına; Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Turkcell’e çok teşekkür etmek istiyorum. Umarım seneye de başka illerle “Gönül KöPRüsü” kurmaya gideriz.