İyi akşamlar, iyi geceler.

Nereden başlayacağımı bilemiyorum. Derdimi, sıkıntımı birileriyle paylaşmam gerektiğine inanıyorum. Bugün benim hayatımın en kötü, en mahvolmuş, en bitmiş ve tükenmiş günü. Bugün benim bittiğim, yüreğimdeki ateşin bedenimi sarmaya başladığı gün. Herşeyin bittiğini sevginin, aşkın yalan olduğuna inandığım gün.

Bir kız sevdim, o da beni sevdi. Birlikteliğimiz aylarca sürdü. Yüzük taktık, söz verdik birbirimize... Ne ben ona, ne o bana "ayrılalım" demeyecektik. Birbirimizi ailelerimiz olarak gördük. O annemi annesi, babamı babası olarak gördü. Herşey inanılmazdı, hayatımda ilk defa "ben mutluyum" diyebiliyordum. Mutluydum... Evlilik hayalleri kurar olmuştuk, çocuklarımızın isimleri bile hazırdı...

Sonra araya yaz tatili denilen, o kabus dolu 3 ay girdi... Tatilin bizim için bir kabusa döneceğini adım gibi biliyordum, görüşemiyorduk haftada 10 dakika bile olsa görüşemiyorduk. Görüşemiyorduk, problemlerimizi konuşarak halledemiyorduk. Ufacık bir olayda tartışıyor, ayrılmanın eşiğinden dönüyorduk her gün. Seviyorduk, ama onun da dediği gibi gerçekten olmuyordu. Yapamıyorduk, birbirmizi görememek acı veriyordu, dayanamıyorduk yalnızlığa...

Bir gün bana gelip, "seviyorum, ama olmuyor!" dediğinde başımdan kaynar suların boşaldığını hissettim. O gün benim perişan olduğum gündü, nasıl olabilirdi? "Seviyorum, ama olmuyor!" ne demekti? Var mıydı böyle bir saçmalık?

Bana onca söz vermişti. "Biz hiç ayrılmayacağız, ben hep seni seveceğim, senden sonra hayatımda kimse olmayacak, senin için gururumdan vazgeçerim, hayatımdan vazgeçerim" diyen bir kız nasıl olurda beni yarı yolda bırakırdı?

Ayrıldığımız gün bana "ben seni seviyorum, hepte seveceğim. Benim için senden sonrası yok, o yüzüğü hayatımın sonuna kadar takacağım, bana verdiğin çiçekleri ömrümün sonuna kadar saklayacağım, sen benim için farklıydın ve hep farklı kalacaksın" demişti. Bu yüreğimin sızısını almaya yetiyordu. Benim amacım, "ona dokunmak, onu öpmek, elini tutmak" değildi ki... Tek isteğim, tek arzum onunda beni sevdiğini bilmemdi, gerisinin ne önemi vardı sanki?

Saatlerce konuştuk, artık ilişkimiz "askıdaydı" bir mesajla başlamamıştı, bir mesajla bitmeyecekti. Ayrılsak bile buna yüzyüze konuşup karar verecektik. Günler günleri kovalamaya başladı... Hep bir gün herşeyin düzeleceği umuduyla tutundum hayata, sıkı sıkı tutundum umudum için, onun için...

Bugün... Bugün, vazgeçmişti uğruna gururundan vazgeçeceğini söylediği aşkından. İlklerini yaşadığı, hayatı boyunca kimseyi sevmediği kadar sevmediği, onu hiç olmadığı kadar mutlu edebilen adamdan vazgeçmişti. Benden vazgeçmişti...

Beni sevmediğini söylüyordu artık. Nasıl olabilirdi? Onca söz vermemiş miydi? Benim için gururunu bile feda edeceğini söylememiş miydi? Söylemişti ama söylediği herşey yalandı, verdiği tüm sözler yalandı. Yaşadığımız her an, her saniye, her dakika, her saat, her gün yalandı, sahteydi demek ki...

Şimdi ben ne yapacağım? Yıkılana kadar içmek çözüm mü? Dünyada ki tüm içkileri içsem, unutur muyum? Unutumam işte... Unutumam...

Ben bitmişim, tükenmişim, harap olmuşum...