Bu olaylarda ben futbolcuyu suçlayamıyorum, maalesef bizim kulüp yöneticilerimiz kulup yönetmekten bi haber, kendi şirketlerini yönetmekle kulüp yöneticiliğini bir birine karıştırıyorlar. Futbol oyunu hem bedenen hemde zihnen oynan bir oyundur, siz yönetici olarak oyuncularınızı sürekli fiziksel olarak desteklediğiniz gibi duygusal olarakta desteklemelisiniz, üstelik Türk futbolcusu diğer ülke futbolcularından daha duygusal bir yapıya sahipken yönetici gibi davranmaz, ticarethane yönetir gibi kulüp yönetirseniz ne oyuncularınızdan verim alabilirsiniz nede teknik kadronuzdan.
Ondan sonra böyle dünyanın tanıdığı ve az bulunur bir oyuncuyu küstürüp eriyip gitmesine neden olursunuz, HAKAN Şükür ismini kanıtlamış ve bütün dünyada tanınan bir oyuncu, hangi takıma gitse sadece sattırdığı formalarla bile kulübüne misli misli kazandıran bir oyuncuyu; onu kaybetmek, giderken arkasından bakmak kadar aptalca birşey olamaz.
İngilterede oynayan Tugay Kerimoğlu'nu hatırlarsınız, yaşından dolayı jübile yapmaya hazırlanan Tugay'ı kulübü kaybetmemek için hem futbolculuk hem antrenörlük hemde jübileden sonra altyapı yöneticiliği teklif etti, işte yöneticilik budur.
Bakın İngiltere Kulüpleri, bakınız Türk kulüpleri. Biri futbolcu kazanıyor, değer kazanıyor, diğeri futbolcu öğütüyor, değersiz hale getirip yok ediyor.