Dahi, aslî yazılım şekli ile "dahî" aynı zamanda "bile" anlamındadır. Bu şekilde ayırt edebilirsiniz. Verilen örneklerin yanlış olmasına rağmen sorulduğunda tekrar edilmesi anlam olarak bilinmediğini gösteriyor.
İçindelik, kapsamak anlamında kullanılan ekler ise birleşik yazılır.
Örneklere bakarsak:
Akar da öyle yaptı = Akar dahî öyle yaptı = Akar bile öyle yaptı.
Görüldüğü üzere anlam bir çok anlatımda bu cümleler için tamamen aynıdır. Halbu ki şöyle olsaydı:
Akarda öyle yaptı = Akardayken öyle yaptı
..dedindiğinde ise bir akar (su, nehir vb.) içinde iken öyle yaptı gibi bir anlam çıkıyor. Esasında daha iyi örnekler de verilebilir.,
Örnek derken, "örneklerde" kelimesi ile "örnekler de" karşılaştırmasını yaparsak anlam ve kullanım farkını daha iyi görebiliriz. "Örneklerde" dediğimizde "örnekler içinde" anlamı ifade edilirken "örnekler de" dendiğinde "örnekler dahî" ve "örnekler bile" anlamı çıkıyor. Dolayısıyla böyle bir örneği göz önünde bulundurursak, özellikle mimiklerden ayrı kaldığımız, yazarak anlaştığımız bu ortamlarda imlâ hataları ile anlamların ne kadar değişebildiğini görmüş oluruz.
Dolaysıyla böyle bir konu tekrar açılmışken anlıyoruz ki yazımda artık hem ithal edilen harfler kullanılıyor hem de Türkçenin kendisi kullanılırken yazım kuralları ihlal edilerek anlam karmaşası büyüyor. Bu ikisi birbirinden farklı ve belki de teklikeleri aynı tehditlerdir.
Kelimeleri bozmak, aslında bize -hani o gerisinde kaldığımız- batının sokağından gelmiş bir özentiden ibaret. Aynen öncelikle eğitimsiz Amerika ve sonrasında köklerine çok bağlı olmasına rağmen İngiltere'deki sokak ağzında değişen kelimeler bizim dilimize de yansıyor.
Bu belki bir farkındalık yaratma amacı taşıyor ama farkında olmadan dilin yozlaşarak kabiliyetlerinden uzaklaşmasına sebep oluyor. Dilin de kabiliyeti mi olur demeyin ! Dilin türetme ve dolayısıyla gelişme, güncelliğini koruma becerisi, yozlaşmalarla kanıksanan böyle hatalar ile körelmesine sebep oluyor.
Aslında çözüm çok basit. Çözüm ne çokoturgaçlıgötürgeç gibi ıkına sıkıla; zoraki Türkçeleştirmeler, ne de dilimize kolay geliverdiği şekilde camlı comlu, yomlu konuşmak veya elimize kolay geldiği gibi özenmeden, aslına sadık kalmadan yazmak.
Dil bir milletin kimliğini oluşturan büyük etkenlerden...belki de en büyüğü. Dile sahip çıkmak, varlığına, kimliğine sahip çıkmak demek.
Yakın tarihimizin ve kimliğimize sahip çıkma mücadelesinin en önemli lideri Atatürk şöyle diyor:
Türk demek Türkçe demektir. Ne mutlu Türküm diyene.
Küçük bir not: Dil konusu konuşulurken yapılan en büyük hatalardan biri de yazım hataları ile bilerek yapılan yanlışları karıştırmak, bir diğeri ise "özenerek yazmadım" savunmasına başvurmak. "Kelime" kelimesini "Keime" olarak yazmak gayri ihtiyari yapılan bir hatadır; elbette özenmeden yazmakla alakalıdır. Ancak "qelime" olarak yazmanın özen ile bir alakası olmadığı gibi bunu hata olarak algılamak da doğru olmamalı. Bu düpedüz bilerek yanlış yazmaktır.