Okurların hoş görüsüne sığınarak yazıma iki eski dost iki meslektaşım için özel bir bölüm açmak istiyorum.
Hayat sürprizlerle doludur.
Kimi acı ve hüzün!
Kimisi ise mutluluk...
Cuma günü; kendi sağlık sorunum için Hastaneye gittiğim de kapıda Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sevgili Orhan Erinç ile karşılaştım.
Kötü haberi verdi;
Duygu Asena komada...
Halit Çapın’da çok hasta
Öylece kalakaldım...
Sevgili Asena’yı ameliyata giderken uğurlarken, kendi yaşadıklarımı anlatıp moral vermiştim.
O bana gülümsemiş ve elimi sıkmıştı.
Halit Çapın ise..
O benden büyüktü. O büyük ustaydı.
Ama o hep beni aradı. Her telefonda moral verdi...
Duygu’yu ziyaret edemedim.
Halit ağabeyin odasından içeri süzülünce o dev dünya yakışıklısını öyle görünce içim cız etti:
Ne diyeceğimi unuttum. Tanıdın mı beni dedim.
Tanımaz mıyım dedi...Sonra .bir şeyler söyledi. İnanamıyorum, hiçbir şey anlamadım.
Gülümsedim..İyileşeceksin dedim...
Beşiktaş-Galatasaray maçı için Frankfurt’a gitmeye hazırlanırken önce Halit Çapın’ın ölüm haberi geldi.Yıkıldım..O benim için iyi insan ve efsane gazeteciydi. O’nun gibi yazı yazmayı, yazabilmeyi öyle çok isterdim ki.
Maç dönüşünde ise Duygu’nun ölüm haberini aldım.
Tarifsiz üzüldüm. Amsterdam’da Arena Stadı’nın açılış maçı olan Hollanda-Türkiye maçında beraberdik. O harika bir dizi yazısı hazırladı. (Benimle bile röportaj yapmıştı...)
İşte böyle!
Frnakfurt’a indim, günlerden Pazar.
Şöyle merkeze gidip yemek yemek istedim...
Gördüm ki tüm medya orada...
Galatasaray’dan Adnan Polat...
Beşiktaş’tan Murat Aksu...
Beşiktaş ve Galatasaraylılar ise el eleydi.
Bazen ise Fener’e karşı birleşmişlerdi.
İnanılmaz hoşgörü vardı.
Kimse kimseye hakaret etmedi.
Kimse kimseye saldırmadı.
Meydanı dönüp geniş bir caddeye uzanınca gördüklerimden dolayı şaşkına döndüm.
Sonra anladım ki Frankfurt’ta festival varmış!
Gaylar ve Lezbiyenlerin festivali.
Herkes hoş görü içindeydi.
Bu bir toplumun kültürüydü.
Şunu bir kez daha anladım:
Bu sahneler Türkiye’de olsa ne olurdu?
Cevap vereyim:
Beşiktaş ve Galatasaray taraftarını polis göz yaşartıcı bomba ile dağıtır.
.Gay ve Lezbiyenleri ise özel tim saldırılardan korurdu!
Stada geldim o da ne!.
Sahada bomba patlıyor yangın çıkmışcasına alevler var.
Yani kültürümüze uygun bir şov...
Yeminle söylüyorum: yanlışlıkla biri sahanın kenarına gelseydi o yangın bombalarından çok pişmiş pirzola olurdu!
Ne gerek vardı buna.
Maçın özeti ise şu;
Üç gün önce seyrettiğim Galatasaray’ın çaylak takımı çıksaydı belki Kupa Florya’ya giderdi.
Galatasaray’ın umudu hala Hakan Şükür.
O da iki tane numaradan kendini yere attı penaltı aradı. Sana yakıştı mı Hakan bey!
Beşiktaş ise harika..
Sergen Yalçın ve Tümer Metin’i gönderen Beşiktaş sanki atletler takımı.
Herkes koşuyor.
Seyrederken ben yoruldum.
Delgado tamam çok iyi. Ama Bir Delgado yetmez ki.
Beşiktaş’a bir paşa lazım.
Maç bitti Beşiktaş hakkıyla kazandı.
Kupa törenine Başkan Sayın Yıldırım Demirören oğluyla gitti.
Yakıştı mı?
Başkan Şeref tribününde oturur.
O kupa futbolcuları ve antrenörü tarafından ayağına getirilir.
Ben böyle gördüm, böyle