Öncelikle normal şartlarda bir ülke kanunlarla yönetilir. Ancak yaşanan bu süreçte hukuki güvenlik ve kanunların uygulanması konusunda ciddi soru işaretleri ortaya çıktı. Takas kesinliği ilkesi tartışmalı hale geldi. Tasfiye süreci ise oransal ve öngörülebilir bir yöntem yerine, adeta "elimize geldikçe ödeyelim" anlayışıyla yürütülmeye başlandı.

Türkiye'deki hayat ve emeklilik şirketlerinin hisse fonlarının dahi bu hisselerden alım yaptığı ifade ediliyor. Süreci hiçbir boyutunu bilmeden Ponzi olarak nitelendirenler var. Oysa mesele bundan çok daha büyük. İnsanların bireysel emeklilik birikimleri de bu gelişmelerden olumsuz etkilendi. Üstelik yalnızca doğrudan ilgili hisselerdeki kayıplardan değil, tüm sektöre yayılan değer kayıplarından söz ediyoruz.

Bakın, yatırımcıların yaşadığı maddi mağduriyet ayrı bir konu. Bir ülkede hukuki güvencelerin ve yerleşik piyasa kurallarının tartışmalı hale gelmesi ise çok daha büyük bir mesele.

Borsada yaşanan değer kayıpları da ekonomik açıdan son derece düşündürücü. Bütün bunlara rağmen yabancı yatırımcı girişinin olmaması da ayrıca dikkat çekici.

Cumhuriyet tarihinde böyle bir olayın yaşandığını hatırlamıyorum. Yaşananların boyutu gerçekten inanılması güç.

Düşünün, temerrüt ilanından yalnızca saatler sonra tasfiye sürecine geçildi. Bu durum, ödeme güçlüğünün önceden bilinip bilinmediği konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Mevzuat ve yatırımcı hakları açısından tartışılması gereken bir diğer konu da emirlerin iptal edilmesi. Bu süreçte emirlerini veren ancak işlemleri sonuçlandırılamayan yatırımcıların mağduriyeti daha da derinleşti.

Yatırımcılar işlem yapamadıkları dönemde piyasa kayıplarına da maruz kaldı. Böylece yalnızca alacaklarına ulaşamamakla kalmadılar, başka yatırımcılar açısından da çıkış imkânlarının ortadan kalktığı bir süreç yaşandı. Tera Yatırım üzerinden işlem yapan yatırımcıların yaşadığı mağduriyetler de cabası.

Daha anlatılabilecek çok şey var.

Son olarak erlik vidosunu izlemeyen kaldı ise izleyebilir.