aponkral adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hosting hizmeti dijital hizmet olabilir ama, kanuna göre farklı yorumlanır. Bir logo sipariş edilirse, o logo başkasına satılamaz.

Eğer kişiye özel bir hizmetse ilgili maddeler devreye girer. Ama ilgili maddeler de devreye girmediği için. Niteliğe bakılır. Eğer hosting hizmeti ya da sanal sunucu satıyorsanız, bu kişiye özel bir hizmet değildir. Kanunda açıkça yer almayan bir nedenle bir hak kısıtlanamaz.

Hosting hizmeti veya sanal sunucu basitçe kaynak ayırmaktır. Sonrasında ürün hizmet iptal edilirse o kaynak aynen başka bir müşteriye kullandırılabilir. Mesela sizden bir hizmet alan müşteri sunucusunu süresi geldiğinde iptal edebiliyorsunuz ve bir başka farklı müşteriye yeniden sunabiliyorsunuz. Süre istenirse 1 dakika, istenirse 1 yıl olabilir. İptal edilebiliyor ve başkasına sunulabiliyor. Ya 1 dakika sonra iptal etmişsiniz, ya süresi bitmesi ile 1 ay sonra. Teknik olarak ne fark var?

Kanunlar akıl ve mantıkla yorumlanır. Buna göre değerlendirilir. O hosting ya da sanal sunucu hizmetini 1 dakika sonda iptal ederseniz başka müşteriye sunmak için 1 ay gibi bir süre beklenmesine gerek yoktur. Yani illa müşteri o hizmeti aldı diye, süre sonuna kadar kullanmasına gerek yoktur. Dolayısıyla iadesi kolayca sağlanabilir. Firmanın bunu ne kadar istediğine bağlı. Basit. Para mı yoksa müşteri memnuniyeti mi? Bütün mesele bu.
Merhaba Tekrardan,

Mantık yürütmenizi anlıyoruz ve kaynağın teknik olarak başka bir müşteriye tahsis edilebilir olmasıyla ilgili tespitiniz doğru; bir sunucu kaynağı gerçekten de iptal sonrası başka bir müşteriye sunulabilir. Ancak burada tartışılan konu kaynağın yeniden kullanılabilirliği değil, müşteriye fiilen sağlanmış olan hizmetin (o süre zarfındaki çalışma, erişim, destek, trafik vb.) tüketilmiş olmasıdır. Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nde hizmetlere ilişkin istisna da (m.15/a) tam olarak bu noktaya dayanır: tüketicinin onayıyla ifasına başlanmış bir hizmetin, kullanılmış kısmı için zaten bedel ödenmiş sayılır; kullanılmayan kısım içinse iade söz konusu olabilir. Yani sizin de belirttiğiniz gibi kaynağın fiziksel olarak boşa gitmemesi, hizmetin kullanılmış kısmının “bedelsiz” sayılmasını gerektirmez.
Esasen bizim de yaptığımız budur: kullanılan süre düşülüyor, kullanılmayan kısım için bir değer tanımlanıyor. Sizinle ayrıldığımız nokta kaynağın iade edilip edilmeyeceği değil, kalan bu değerin hangi biçimde (nakit mi bakiye mi) verileceğidir. Bu da az önce başka bir üyemize yazdığımız gibi, talebin yasal cayma hakkı süresi içinde mi yoksa bu sürenin dışında mı iletildiğine göre değişmektedir.
Konuyu “para mı müşteri memnuniyeti mi” ikilemine indirmek istemeyiz; amacımız tüm müşterilerimize eşit, şeffaf ve mevzuata uygun bir uygulama sunmaktır. Katkınız için teşekkür ederiz; bu tür değerlendirmeler ilgili müşterimizle özel olarak, hesabına özel bilgiler çerçevesinde yürütülür.
İlginiz için teşekkür ederiz.