Ben de birkaç şey yazmak istiyorum.

Bazı arkadaşlar şu tarz şeyler yazmış, ''birine borç verip, sonra o borç verdiğiniz kişinin iş kurup ve çok para kazanıp, size daha fazla para ödemesi'' veya ''sizin paranızı işletip, onunla ticaret yapıp size pay vermesi'' demiş ve helal gördüklerini söylemiş.

İyi de arkadaşlar, bu dediğiniz şey katılım bankası denen bankaların yaptığı şey değil mi? (Ticarete ortak olursun, o iş yeri batarsa sen de para kaybedersin. Kâr da ortaktır, zarar da.)

Bu bizim senelerdir BANKA diye bildiğimiz bankalar (isim yazıp da uğraşmayayım) insanlara borç para verip, ''senden şu kadar geri alırım'' diyerek aradaki fark ile kâr elde etmiyor mu? İkinci olarak, sizin paranızı alıp kendinde tutup, ''şu kadar süre bu paran bende durursa, ben de sana şu kadar fazlasını vereceğim'' derken, o sizden aldığı parayla fabrika kurup veya bir startup'a ortak olup kar elde edip o kârı mı veriyor size? Hayır. Banka o parayı götürüp başka birine daha yüksek bir faizle borç veriyor. Ortada dönen bir mal, bir ticaret, bir üretim yok. Sadece parayı parayla takas edip aradaki farktan garanti kazanç sağlıyorlar.

Bu da İslam dininde haramdır. Bu tefecilik denen şeyin aynısıdır. Tefeciler birisine borç verip, kendi belirledikleri faiz miktarı ile daha fazlasını geri almıyor mu? Takım elbise giyip, beyefendi diye konuşulunca böyle olmuyor mu?

Ben şahsen katılım bankalarındaki kâr payı dedikleri sisteme de güvenmiyorum. Diyanet'in bu konuda: ''katılım bankalarının belirlenen faizsiz esaslara ve ticaret ilkelerine uygun hareket etmesi durumunda kâr payı almanın caiz olduğunu belirtmektedir.'' açıklaması var ama ben açıkçası onlara da güvenmiyorum ve bir param varsa ve tutmam gerekiyorsa fiziksel altın veya gümüş almayı tercih ediyorum.