Aleykümselam. Konuyla ilgili farklı dini ve ekonomik bakış açıları bulunmaktadır. Bu mesele, paranın doğası, sistemin işleyişi ve dini referanslar ekseninde uzun yıllardır tartışılan geniş kapsamlı bir konudur.
Geleneksel Dini Yaklaşım (İslam Hukuku / Fıkıh)
İslam fıkhının genel ve hâkim görüşüne göre, net bir şekilde belirlenmiş, borç verme karşılığında şart koşulan her türlü fazla kazanç faiz (riba) olarak kabul edilir ve haram kılınmıştır.
Temel Gerekçe: Paranın kendi başına bir ticaret malı veya değer üretme aracı olmadığı, emeğin ve riskin ortaklığına dayanan bir sistemin savunulduğu inancıdır. Klasik fıkıhta borç, yardımlaşma esasına dayanan bir akit olarak görüldüğü için, borç verilen paradan fazlasıyla geri alınması borç veren için haksız bir kazanç (emek harcamadan ve risk almadan elde edilen gelir) olarak değerlendirilir.
Alternatif ve Çağdaş Yaklaşımlar / Tartışmalar
Sizin de belirttiğiniz gibi, modern ekonomik düzenin tamamen bankacılık, kredi ve faiz çarkı üzerine kurulu olması, konunun sosyolojik ve makroekonomik boyutunu ön plana çıkarmaktadır:
Sistemin Zorunluluğu ve Enflasyon: Günümüz kapitalist ekonomisinde paranın bankada tutulmaması veya enflasyon karşısında değer kaybetmesi, kişilerin alım gücünün erimesine yol açmaktadır. Bazı çağdaş iktisatçılar ve ilahiyatçılar, banka kâr/zarar ortaklığı veya enflasyon farkı gibi mekanizmaların geleneksel faizden ayrı tutulması gerektiğini savunur.
Kul Hakkı Boyutu: Hırsızlık veya dolandırıcılık gibi doğrudan bir bireyin emeğine ya da malına el uzatılmadığı için bunun "kul hakkı"na girmediği yönündeki argümanlar sıkça dile getirilir. Ancak dini açıdan riba (faiz), toplumsal adaleti zedelediği ve taraflardan birinin mağduriyetine (veya haksız kazancına) yol açabileceği gerekçesiyle ilahi hukuka karşı işlenmiş bir ihlal (kamu hakkı ve günah) olarak konumlandırılır.
Özetle; yasal açıdan faizli işlemler tamamen suçsuz ve yasaldır; ancak dini referanslar ve klasik fıkıh açısından "riba" yasağı kapsamında değerlendirilmeye devam edilmektedir. Günümüz finans dünyasında bu hassasiyeti gözetmek isteyenler için katılım bankacılığı (kâr-zarar ortaklığı) gibi alternatif finans modelleri de geliştirilmiştir.