Bu konuyu sizlere basit bir dille anlatmak ve gün geçtikçe artan bilgi kirliliğini biraz olsun azaltmak istedim.
Kürlerde en sık kullanılan madde testosterondur, yani erkeklik hormonu. Vücut dışarıdan testosteron aldığında beyin (hipotalamus ve hipofiz) kandaki hormon seviyesinin zaten yüksek olduğunu algılar ve “Yeterince testosteron var, üretimi durdurmam gerekiyor” diye düşünür. Bu nedenle testisleri çalıştıran LH ve FSH hormonlarının salgılanmasını azaltır. Uyarılmayan testisler zamanla küçülür; buna tıpta testis atrofisi denir.
Buraya kadar anlattığım senaryo, kontrolsüz ve bilinçsiz hareket eden bir sporcuya aittir. Hekim takibinde ilerleyen bir süreçte ise kan tahlillerinde LH, FSH ve doğal testosteron üretimindeki baskılanma erkenden fark edilir.
Fazla testosteronun bir kısmı, aromataz enzimi aracılığıyla östrojene dönüşür. Yüksek östrojen; jinekomasti (erkekte meme dokusu büyümesi), ödem ve duygu durum dalgalanmalarına yol açabilir. Bunu kontrol altında tutmak için aromataz inhibitörleri kullanılabilir. Ancak bu ilaçların bilinçsiz kullanımı östrojeni gereğinden fazla düşürerek eklem ağrısı, libido kaybı ve kemik sağlığında bozulma gibi yeni sorunlar doğurabilir. Bu yüzden kan değerleriyle takip şarttır.
Testislerin çalışmaya devam etmesi için ise HCG (human chorionic gonadotropin) kullanılır. Bu hormon geçmişte hamile kadınların idrarından elde edilirken bugün laboratuvar ortamında da üretilmektedir. HCG, vücuttaki LH hormonunu taklit ederek testisleri doğrudan uyarır; böylece testis atrofisini önler veya geriletir ve testislerin testosteron üretimini sürdürmesini sağlar.
Farklı sorularınız varsa yanıtlamak için buradayım.