Bugün tarihten günümüze uzanan ve küresel siyaseti, ekonomiyi doğrudan etkileyen bir durumu tartışmaya açmak istedim.
Zamanında Avusturya Başbakanı Prens Metternich’in meşhur bir sözü vardı: "Fransa hapşırdığında, tüm Avrupa şifayı kapar."




Tarihe ve günümüze baktığımızda bu sözün ne kadar haklı olduğunu ve Fransa'da ne zaman toplumsal, siyasi veya ekonomik bir "yangın" (kriz) çıksa bunun tüm Avrupa'yı sardığını görüyoruz. Bence bunun birkaç temel sebebi var ve durumu şöyle özetleyebiliriz:
1. Domino Etkisi ve Tarihsel Bağlar (Fikirsel İhracat)
Fransa adeta toplumsal hareketlerin laboratuvarı gibi çalışıyor. 1789 Fransız İhtilali ve 1848 Devrimleri nasıl Fransa'da başlayıp dalga dalga tüm kıtayı sardıysa, bugün de orada başlayan bir protesto kültürü diğer Avrupa ülkelerindeki muhalif gruplara anında ilham veriyor.
2. Avrupa Birliği'nin Kalbi ve Ekonomik Motor Olması
Fransa, Almanya ile birlikte AB'nin en büyük iki motorundan biri. Fransa'da yaşanacak büyük bir ekonomik kriz, grev dalgası veya limanların kapanması demek, tedarik zincirlerinin kırılması ve avro para biriminin doğrudan sarsılması demek. Ayrıca Fransa'daki siyasi istikrarsızlıklar AB'nin karar alma mekanizmalarını da doğrudan felç ediyor.
3. Günümüzdeki "Sarı Yelekliler" ve Grev Dalgaları
Son yıllarda Fransa'da emeklilik reformuna veya hayat pahalılığına karşı çıkan büyük protestoları hepimiz gördük. Çok geçmeden Belçika, Hollanda ve Almanya gibi komşularda da benzer hareketlerin tetiklendiğine şahit olduk. Fransa sokakları karıştığı an tüm Avrupa'da bir alarm durumu başlıyor.
Özetle; Fransa siyasi veya toplumsal olarak ne zaman "göz kırpsa", Avrupa gerçekten de bir sallantı yaşıyor.
Siz bu "Fransa'da yangın çıkınca tüm Avrupa yanıyor" tezine katılıyor musunuz? Sizce Avrupa'nın geleceğinde Fransa yine bu belirleyici domino rolünü oynamaya devam edecek mi?
Yorumlarınızı ve fikirlerinizi merak ediyorum.