Dostlar, arada yazmayı seviyorum, bi nebze olsun kendimi rahatlatmak için... Depresif biri olduğum düşünülmesin. Gülmediğim anlar zor olur. Daim olsun inşallah hepimizin
HAYSİYETİN VASİYETİ

Beni bir gün o sessiz yolculuğa uğurladığınızda, ardımdan "iyi bilirdik" yalanına sığınmayın. Sadece "adam gibi yaşadı, adam gibi sustu ve adam gibi gitti" deyin, kafi. Bu dünya, biriktirdiğin eşyalarla değil, bıraktığın izlerin ağırlığıyla hatırlar seni. İşte benim size, heybemden dökülen son emanetlerim:

Önce aileme... Size saraylar, hanlar, büyük hazineler bırakamadım belki; ama başınızı hiçbir sofrada, hiçbir mecliste yere eğdirmeyecek tertemiz bir isim bıraktım. Bir erkeğin ailesine bırakacağı en büyük servet, kimsenin ahını almamış o dik duruşudur. Birbirinize omuz olun ama nanköre sırtınızı dönmeyi de bilin. Benim hatıramı yaşatmak isterseniz, bir yetimin başını okşayın, bir mazlumun hakkını savunun; yeter.

Dostlarıma ve yol arkadaşlarıma... "Kardeşim" dediklerim, sırtımı dayadığım o dağlar... Size vasiyetimdir; sadakati bir pazar tezgahında satılığa çıkarmayın. Menfaat için eğilmeyin, rüzgara göre yön değiştirmeyin. Bir dostun kalbi, içine girilmesi en zor ama yıkılması en kolay kaledir; o kaleyi yıkmayın. Gerçek dostluk, yan yana yürümek değil, karanlıkta birbirine fener olabilmektir.

Ve beni yaralayanlara, o eski hikayelerin yorgun kahramanlarına... Size nefretimi değil, affımın o en ağır yükünü bırakıyorum. Beddua etmiyorum; zira ilahi adalet, benim söyleyeceğim her sözden daha keskindir. Sadece şunu bilin: Bir insanın yaşama sevincini, o sahte "olacakmış" gibi yapan yalanlarınızla katlettiniz. Size vasiyetim, aynaya her baktığınızda o tertemiz görünen yüzünüzün arkasındaki enkazı, benim yokluğumla hatırlamanızdır. Kendi vicdanınız, en büyük mirasınız olsun.

Şu yalan dünyaya vasiyetim ise şudur: İnsanları dışındaki o süslü vitrinlerine göre değil, içindeki o dilsiz yaralarına göre tartın. Aşkı bir "proje", sadakati bir "mola" sanan bu çağa inat; siz eskinin o mahrem, o vakur, o edep dolu samimiyetini kuşanın. Çıplaklığın medeniyet sanıldığı bu yerde, siz karakterinizi giyinin.

Mezarıma öyle şatafatlı taşlar dikmeyin. Toprağım bol, duanız samimi olsun. Bir gün adım geçtiğinde, "Kendi yalanında boğulmadı, başkasının doğrusu için yandı" desinler, bana bu dünya borcunu ödemiş sayılırım.


Gidiyorum... Mürekkebim bitti, borcum kapandı, ruhum özgür. Hakkınızı helal edin, benimki zaten her daim helaldi; çünkü ben, yükümü bu dünyada bırakıp gitmeyi çoktan öğrendim.

EDEBİYATIM
İnsan doğar, nefes alır ve ölür; ama sadece "insan" kalanlar tarihin tozlu raflarında birer ışık olarak parlar. Vasiyetim odur ki; kendinden başka kimseye kul olma, vicdanından başka kimseden emir alma. Sen dik durursan, ölüm bile karşında saygıyla eğilir. Eyvallah.


https://youtu.be/QTe65ySAfRY?si=HEteEQqtIWmtAhTa