Yaşlanmak insanın bazı şeyleri ilk kez fark ettiği anlarda daha sert vuruyor sanırım. Bir gün aynaya bakıyorsun, bir gün eskisi kadar kolay yorulmadığını değil tam tersine daha çabuk yorulduğunu fark ediyorsun, başka bir gün gözlerin eskisi gibi seçmiyor… Sonra “ne ara?” diyorsun.

Ama bana kalırsa yaş almakla yaşlanmak biraz farklı şeyler. İnsan merak etmeye, bir şeyler üretmeye, gülmeye, yeni şeyler öğrenmeye devam ettiği sürece ruhen kolay kolay yaşlanmıyor. 20 yaşında hayattan bezmiş insan da var, 60-70 yaşında hâlâ çocuk gibi heyecanlanan da.

Bu arada sol gözünüzün uzağı eskisi kadar net seçmemesi doğrudan “yaşlandım” demek değil; numara değişimi gibi gayet sıradan bir şey de olabilir. Fırsat bulunca bir göz muayenesi yaptırın, kafanıza takılmasın.
Hepimiz aynı yoldayız hocam. Mesele galiba yılların geçmesini durdurmak değil, geçerken içini mümkün olduğunca doldurabilmek. Gençlik gidiyor olabilir ama insanın içindeki merak ve heves gitmedikçe o kadar da kötü değil.