yazılanlara şöyle bir gözgerdim de... kölelik, yanlış başvuru şekli, lobicilik....
bir sonunun kökenine inmek, onu tespit etmek gerekir çözmeden önce. duvardan su sızıyorsa duvarı suçlamaz, duvarı boyayıp üzerini kapatmazsın. kaçağın olduğu boruyu bulman gerekir.
Türkleri sevmiyorlar. tabiiki... gittiği yere adapte olmak yerine kendi kurallarını koyamaya çalışan, insani haklar çerçevesinde herkes gibi kendilerine tanınan imkanları suistimal edip başta diğer Türkler olmak üzere diğer insanları, nasıl desem, en hafif deyimle, dürüst olmayan şekilde davranan insanlar buradan oralara göçenler. nasıl burada, hadi diyelim ki -belirli bir kesimin istemediği yabancı gruplar ve azınlıklar var, sürekli sorun çıkartıp güvenliği tehlikeye atıp zaten az olan pastaya fazladan ortak oluyorlar ve bu topraklarda doğmuş insanlardan daha fazla ayrıcalığa sahipler... Yurtdışında da o statüde bizim insanımız.
Zaten eğitim açısından bakarsan en harika üniversiteler bile oradakilerle yarışamıyor. konu başlığı olarak yarışıyor gözükse bile o üniversitelerin verdiği "eğitimi" ve "kültürü" vermiyorlar. kültür açısından bakarsan tatil yapmak için ilginç bir coğrafya olmasına rağmen alıp eve götürmek isteyeceğin türden bir yer değil burası.
buradaki pekçok genç bilmiyordur, yaşımın da getirdiği ukalalığı yapacak olursam, buralar her zaman böyle değildi. Lisenin ortasında kalkıp isviçrede okuyabilirdin. üniversite için gidebilir veya masterını yurtdışında yapabilirsin. sonrasında orada kalaiblirdin. ufak tefek işlerde çalışabilir veya ciddi firmalarda pozisyon bulaiblirdin. İTÜ, boğaziçi, ODTÜ dedin mi akan sular yurtdışında da dururdu. kimse seni sınava tabi tutmaz, o okullardan mezu oldun mu konunun hakimi olduğun bilinirdi, ki zaten öyleydi. buralardan eğitimli ve üniversite nosyonunu almış insanlar mezun olurdu. gezmek istersen de gidebilirsin, kalıp çalışmak için de gidebilirdin.
sonra.... sonra olanlar oldu...
basitçe söylemek gerekirse.... söylemeyeyim... insanlar kızmasın üzülmesin gücenmesin....
istemedikleri için onları nasıl suçlayabilirsin ki ? buralarda nasıl bir başarı var ? nasıl bir özellik var ? ne üretiyor bu toplum da sen bu toplumun bir bireyi olarak paye almayı düşünüyorsun ? mavi ışıklı ekmek dolabı mı yoksa hurma yıkama makinesi mi... bu memleketin makina ve kimya bölümlerinden çıkan kızlar, erkekler uluslararası şirketlerde genel müdürlük sviyelerine kadar yükseldiler. iyi aileler kurup kaliteli gençler yetiştirdiler. bu kültürü ve eğitimi kendilerinden sonraki nesillere, çocuklarına aktardılar. sonra o üniversitelere ne oldu ? Sabancı'nın yıllık parası ne kadar 2 milyon mu 3 mü ? şimdi o üniversiteden çıkanlar kafası kesik tavuk gibi dolaşıyor.
Önce eğitimi ve bilimi öldüreceksin. sonra insanların aklına boş beleş fikirler sokup onları gruplara ayıracaksın. sürekli önlerine bir sorun bir problem vereceksin. ekmeklerini elinden alacaksın ki sorgulamasınlar, sorgulamaya ve düşünmeye enerjileri de moralleri de kalmasın.
yeni mi uygulanıyor bu yöntem sanıyorsunuz ey benden yaşı küçük olan arkadaşlarım. ben zamanımda kendimi parçaladım, biryerimi yırttım, dolaştım, konuştum, söyledim, çalıştım, çabaladım, yapmayın etmedin dedim, yalvardım.... ama olmadı. başaramadım. benim gibi çabalayanların hiçbiri başaramadı. bu planı göz göre göre uyguladılar ve uygulamaya da devam ediyorlar.
sizler ey "forumdaş" arkadaşlarım. gözünüzü açıp benden belki bin kat fazla çalışıp bu durumu değiştirmeye uğraşmadıkça sizlerin çocukları ve torunlarınız da bu durumda olacaksınız, bu bataklığa daha da gömülerek hayatınıza devam edecksiniz. Ama artık olay sizlerin elinde. sizden daha tecrübeli olanlardan akıl alıp kendi yolunuzu çizmelisiniz. kendiniziçin, doğmamış çocuklarınız için... ve hatta benim ve benim gibiler için.
istemeden de olsa kalp kırdıysam affola... belki de artık olanları kaldıramıyor sinir sistemim, sitem etmem ondandır.
hepinize başarılar diliyorum.
coğrafya kaderindir.