sorulması gereken soru şu: "ne gerek var?"
bakın bu sistemlerin mantığını anlatayım, matematiği anlayın ve sonra elbette istediğinizi yapacaksınız (rakamlar anlaşılması için basitleştirilmiştir lütfen polemik yapmayınız):
ayda 100.000 ödeyip 20 ay para biriktirip sonra nominal olarak 2.000.000 (reel olarak aslında 3.000.000) birikmişiniz varmış gibi (ki bunun da 100.000 i katılım komisyonu olarak ilk gün masraf olarak işler) kalan 3.000.000 tl yi de size verilerek sizin 31 ayda ödemeniz üzerine kuruludur. sonuçta size verilen ilave 3.000.000 tl nin de aslında 1.000.000 lik kısmı zaten sizin birikimlerinizin nemasıdır. dolayısıyla aslında 1.900.000 TL için siz 3.100.000 TL ödersiniz. sonuçta 20 ay sonra bir kredi çekmek için finans kuruluşunun hesaplarında para biriktirmiş olursunuz ve ortada aslında "faizsiz" değil, nemaların ve masrafların alıkonulması nedeniyle fiili olarak bal gibi "faizli" bir enstrüman vardır.
(faizsiz katılım hesapları vs demeyin lütfen, türkiye'de faizsiz sistemin tamamı ödenen faize masraf, alınan faize ise kar payı denilen saçma sapan bir kurgudur ve gerçek islami finans ile ilgisi yoktur.)
Bunları bilerek ve anlayarak girmek isteyen elbette girebilir; ama risklerini ve denetleme konusundaki tedirginlikleri iyi anlamak lazım.
Son olarak bir de işin güvence kısmı vardır. bir konut alınması zorunludur ve ipotek konulduğunda aslında %40 %50 sine ipotek konulan ve finans kuruluşu için muhteşem güvenli ve kısa vadeli bir finansman sağlama şeklidir ve çok karlıdır. Oysa kredi alan kişi için aynı karlılık söz konusu değil, çünkü konut finansmanı maaşlı çalışan kesim için batı ülkelerindeki gibi 20 30 yıla yayılan düşük faizli bir sistem gerektirir.