Ben bir sistemi yayına alırken Docker ile projeyi nasıl izole edeceğime, sistemin monolit mi yoksa mikroservis mimarisinde mi olması gerektiğine, event-driven bir yapıya ihtiyaç olup olmadığına, DDD gibi yaklaşımların nerede kullanılacağına ve kodun SOLID prensiplerine nasıl uygun tutulacağına karar verebiliyorum. Aynı şekilde bu iş için PostgreSQL mi, MySQL mi yoksa NoSQL bir veritabanı mı daha uygun, bunu da AI kullanmadan değerlendirebiliyorum.
Bu konu defalarca açıldı ama vibe coder bazı arkadaşlar, AI kod yazabiliyor diye sanki yazılımcılık bitmiş gibi düşünüyor.
Oysa şu anki durumda siz özellikle sormadıkça, söylemedikçe veya doğru şekilde yönlendirmedikçe AI; mimari tercihlere, ölçeklenebilirliğe, bakım maliyetine, doğru tasarım desenlerine, güvenliğe ya da uzun vadede oluşabilecek teknik borca bunların hiçbirine gerektiği şekilde dikkat etmeyecek.
Bence burada gözden kaçırılan şey şu: AI sadece yazılımcıların işini tehdit etmiyor. Grafik tasarımcıların, öğretmenlerin, reklam uzmanlarının, doktorların ve daha birçok meslek grubunun yaptığı işleri de tehdit ediyor.
Dolayısıyla AI konusunda endişelenmesi gereken tek grup yazılımcılar değil. Bize gelene kadar bizden önce tehdit edeceği birçok sektör var.
O da saçma zaten hocam ya! Bu bir
ilk dememin sebebi de bu zaten. Bir tek yazılımcı arkadaşları etkiliyor olarak nitelendiren, her daim ahmağın ve enayinin önde gideni olacaktır.
Devrim niteliği taşıyan bu yapı şu anda bebeklik aşamasında. O ilk başlarda belirttiğiniz yapıları ziyadesiyle gelecekte kendi kendine ele alacağını varsayabilirim; nitekim Süper Zekâ veya Genel Zekâ’dan bahsediliyor. Durumlar olağanüstü bir hale henüz gelmedi; ancak mükemmelin kıyısına vardı sayılır.
2000’lerde son 25 yıla bakınca gelişimin ışık hızına varan yakınlıkta olduğu görülüyor. Ciddi bir gelişim hızı var. İnanılmaz bir durumdayız.