Hocalarım bugün bir ip gördüm.

Ama normal ip değildi.

Çünkü ip bana bakıyordu.

Ben de ipe baktım.

İp önce sağa kıvrıldı.

Sonra sola.

Sonra kendi içine girdi.

Ama bağlanmadı.

İşte o an anladım ki bağlanmak tamamen toplumsal bir dayatmadır.

İpler aslında bağlanmak istemiyor.

Biz zorluyoruz.

“Bağlan.”

Niye?

“Çünkü düğüm olman lazım.”

Kim karar verdi buna?

Düğüm mü?

Hayır.

İnsan.

Burada çok büyük bir medeniyet yanılgısı var.

Çünkü bir ip başka bir ipin içinden geçiyorsa ve çıkamıyorsa, bunun adı bağlılık değildir.

Bunun adı lojistik bir yanlış anlaşılmadır.

Düşünsenize.

İp A, İp B'nin içinden geçiyor.

İp B de İp A'nın içinden geçiyor.

İkisi de birbirine:

“Sen benim içimden geçtin.”

diyor.

Diğeri:

“Hayır sen benim içimden geçtin.”

diyor.

Sonra mahkemeye gidiyorlar.

Hakim:

“Düğümler nerede?”

İpler:

“Bağlanmadık.”

Hakim:

“Nasıl yani?”

İpler:

“İç içeyiz ama resmi olarak bir ilişkimiz yok.”

Duruşma erteleniyor.

Erteleme kararı da başka bir ipin içine sokuluyor.

O ip de düğümleniyor.

Ama düğüm yine bağlanmıyor.

Çünkü bağlanmak için önce çözülmek gerekiyor.

Çözülmek için de bağlı olmak gerekiyor.

Dolayısıyla hiçbir şey mümkün değil.

Buradan kuantuma geçiyoruz.

Bir ip hem düğüm hem değil.

Hem bağlı hem değil.

Hem içeride hem dışarıda.

Hatta bir noktada ip artık ip olmaktan çıkıp hafif nemli bir düşünce haline geliyor.

Ben de düşündüm:

“Acaba biz iplerin düğümlenmiş hali miyiz?”

Sonra sandalyeye baktım.

Sandalye hiçbir şey söylemedi.

Ama bence biliyordu.

Çünkü sandalyenin dört ayağı var ve hiçbirisi birbirine bağlı değil.

Ama sandalye ayakta.

Bunu kim açıklayacak?

Fizikçiler susuyor.

Matematikçiler konuyu kapatıyor.

İpler ise gece olunca birbirlerinin içine girip çıkıyor.

Sabah olunca hiçbir şey olmamış gibi makaraya dönüyorlar.

Bence gerçek hayat da böyle.

Birbirimizin içinden geçiyoruz.

Kimse kimseye bağlanmıyor.

Ama nedense hepimiz bir yerlere dolanıyoruz.

Sonra birisi geliyor:

“Hocam şu düğümü çöz.”

Çözüyorum.

Altından başka düğüm çıkıyor.

Onu çözüyorum.

Altından çocukluk travması çıkıyor.

Onu da çözmeye çalışıyorum.

İp:

“Hocam onu ben bile çözemedim.”

diyor.

O noktada ipi balkona çıkarıp hava aldırıyorum.

İp kendine geliyor.

Ben kendime gelemiyorum.


Ve fark ediyorum ki...

İpler aslında bizi bağlamıyor.

Biz iplerin birbirine bağlanmama özgürlüğünü kıskanıyoruz.

Neyse hocalarım.


Düğüm hâlâ çözülmedi.

Ama artık düğümün de benimle konuşmadığı bir ilişkimiz var.

Bağlanamadık ama iç içeyiz.

Bence aşk da bu zaten.

Ya da halı ipliği.

Tam emin değilim.

Eminim benzer durumu yaşayanlar vardır

Ve belki bir çözüm bulunur

Burada iş ilişkileri dostluklar kurdum.

6 yıldır forumdayım şuan tüm hayatım işim daha önce forumdan iş yapıp tanıştığım kişiler üzerine kurulu

Ama ya düğümler

İşte burası kafamı kurcalıyor hala