Bence konu bundan biraz daha derine iniyor. “Yarı feodal” gibi kavramlar metni çarpıcı hale getiriyor ama ortaya konan temel hipotez aslında oldukça basit: Kadınların sosyal alandaki görünürlüğünün görece düşük olması, oluşan arz-talep dengesizliği nedeniyle daha az sayıdaki kadının algılanan değerini yükseltiyor.
Bunun belli ölçüde etkisi olabilir ama meseleyi yalnızca nüfus ya da erişilebilirlik üzerinden açıklamak yeterli değil. Çünkü kadın-erkek oranı veya kadınların sosyal hayata katılımı bakımından Türkiye’den daha dengesiz toplumlarda bile aynı sosyal dinamikleri aynı ölçüde görmüyoruz.
Bence Türkiye’deki asıl mesele, modern özgürlük ve kadın hakları anlayışının toplumun kültürel dönüşümüyle aynı hızda ilerlememesi. Bir taraftan Doğu’ya ait geleneksel ilişki kalıplarını koruyoruz, diğer taraftan Avrupa’daki yaşam biçimini çoğu zaman doğrudan deneyimlemek yerine televizyon, sosyal medya ve popüler kültür üzerinden, üstelik oldukça nesneleştirilmiş bir biçimde tanıyoruz. Sonuçta iki sistemin de sağlıklı taraflarını almak yerine ikisinin çelişkilerini aynı anda taşıyan garip bir ilişki kültürü ortaya çıkıyor.
mantıklı. ve dahi sonuc olarak tece kızının taleplerini karsılamak, onu memnun ve elde etmek cok zor.