Ne olursa olsun bir çıkış yolu olduğuna inanmak. Şartlar kötü olsa bile “bitti” demek yerine başka ne yapabilirim diye düşünürüm. Bazen fazla kafaya taksam da pes etmekten çok yeni bir yol aramayı tercih ederim. Ve asla aşka inanmam
Kendimde en beğendiğim ve en çok değer verdiğim felsefi özellik; mutlak doğru sanılanların peşinden koşmak yerine, hayatın ve toplumsal düzenin akışındaki pratik gerçekliği görebilme yeteneğimdir.
Dünyadaki hiçbir ideolojinin adaleti kusursuz ve tam anlamıyla getiremeyeceğini; bunun atomsal, maddesel ve bilimsel olarak imkansız olduğunu biliyorum. Bu yüzden "tek ve mutlak doğru ideoloji budur" demek yerine, "şu an için şu yöntem daha işlevsel ve insani" diyebilmeyi tercih ediyorum. Toplumların ve sistemlerin bir gecede mükemmelliğe ulaşamayacağını, ancak küçük, rasyonel ve sürekli adımlarla her an biraz daha iyiye doğru evrilebileceğine inanıyorum. Sabit bir ütopyaya bağlanmak yerine, sürekli bir "iyileştirme ve ilerleme" hâlini savunmak benim hayata bakış açımın temelidir."En iyi sistem budur" dogmasına kapılmak yerine, "sorunu çözmek için şu an hangi yöntem daha iyi?" diyerek pratik ve akılcı çözümler üretmeyi seçiyorum. Dünyanın sihirli bir dokunuşla birden bire kusursuzlaşmayacağını, ancak sürekli ve küçük iyileştirmelerle, yavaş yavaş daha yaşanabilir bir yere dönüşebileceği düşüncesini benimsiyorum.