Amerika, İngiltere, Estonya, Dubai — fark etmiyor. Şirketin bayrağı sizin vergi mukimliğinizi değiştirmiyor.

Yurt dışında şirket kurmanın geçerli sebepleri olabilir. En yaygını ödeme altyapısı zorunluluğu: kullanmak durumunda olduğunuz altyapı Türkiye'den çalışmanıza izin vermiyorsa, orada şirket kurmak bir ihtiyaçtır. Buna itirazımız yok. İtiraz ettiğimiz şey, bunun bir vergi çözümü olarak anlatılması.
Çünkü Türkiye'de yerleşik sayılan biri, kazancını nerede elde ederse etsin burada beyanla yükümlü. Şirketin Amerika'da olması bu sonucu değiştirmiyor; şirketin vergisi ayrı, ortağın kendi vergisi ayrı.

Asıl gözden kaçan şu: Türkiye'deki vergi avantajlarından yararlanabilmek için burada mükellefiyet açmanız gerekiyor. Hizmet ihracatında uygulanan kazanç indirimi de, KDV istisnası da mükellefiyete bağlı. Beyan etmezseniz sadece "vergi ödememiş" olmuyorsunuz; size tanınan indirimlerden de yararlanamıyorsunuz. Yani kaçındığınızı sandığınız yükün altında, kullanmadığınız bir avantaj duruyor.

Çifte vergilendirme tarafı da öyle. Anlaşmaların işi aynı kazancı iki ülkede birden vergilendirmeyi engellemek. Amerika'da ödediğiniz vergi Türkiye'deki hesabınızdan düşülüyor; sonuçta aynı kazanç için toplamda tek vergi ödüyorsunuz. "Anlaşma var, o zaman Türkiye'ye hiç beyan etmem" demek değil bu.
"Para Türkiye'ye gelmiyorsa vergi de yok" cümlesi de burada kırılıyor. Vergiyi doğuran şey paranın hangi hesaba geçtiği değil, kazancın elde edilmiş olması. Kartla harcamak ya da parayı orada bekletmek kazancı ortadan kaldırmıyor. Üstelik ülkeler anlaşma gereği yalnızca hesap bilgilerini değil, elde edilen kazançları da otomatik olarak birbirleriyle paylaşıyor; ne kadar kazandığınız da, nerede tuttuğunuz da artık bilinmeyen bir şey değil.

Bir de zamanaşımı meselesi var, en çok atlanan kısım burası. Geriye dönük inceleme beş yıl. Yani bugün beyan etmediğiniz bir kazanç, beş yıl boyunca arkanızda duruyor. Bu süre içinde bir inceleme gelirse ödeyeceğiniz şey sadece asıl vergi olmuyor; üstüne ceza ve gecikme faizi biniyor ve toplam çoğu zaman verginin kendisini geçiyor. Beş yıl arkanıza bakarak yaşamak istemiyorsanız, en baştan düzgün kurmak en ucuzu.

Pratikte nasıl işliyor: birlikte çalıştığımız girişimcilerden yurt dışında şirketi olanların Türkiye'de de mükellefiyeti var. Amerika'da, İngiltere'de kurulmuş yapılar. Kazançların tamamı burada beyan ediliyor, yurt dışında ödenen vergi mahsup ediliyor, üstüne Türkiye'deki indirimlerden yararlanılıyor. Kimse ikisi arasında seçim yapmak zorunda kalmıyor.
Şunu da eklemek lazım: aslında hak vermek gerekiyor. Bu konuda yazanların çoğunda mesele vergiden kaçmak değil, Bağ-Kur maliyetinden kaçınmak. Geliri düzensiz olan, bazı aylar hiç iş almayan biri için her ay sabit prim gerçekten ağır geliyor. Bunu anlıyoruz, uydurma bir dert değil.
Ama çözüm diye seçilen yol, dertten büyük. Bağ-Kur priminden kaçayım derken çok daha ağır vergi cezalarıyla karşılaşıyorsunuz.
Üstelik ödediğiniz prim size geri dönüyor: sağlık, emeklilik, hizmet süresi. Vergi cezasının ise hiçbir karşılığı yok, sadece gider. Yani hesap yapılacaksa doğru hesap şu: prim ne kadar, karşılığında ne var, alternatifi ne.

Yurt dışında şirket kurup Türkiye'de hiç vergi ödememe planı bir çözüm değil, ertelenmiş bir maliyet. Herkese faydası olsun diye yazdık.