Bir ara yaptığımız işlerin sunumunu iyice abartmıştım.
Müşteriye tasarım göndereceksek 6 alternatif. Yazılım arayüzüyse 3 farklı yerleşim. Logo ise renkli, siyah, beyaz, yatay, dikey derken adamın önüne küçük çaplı belediye ihalesi bırakıyordum.
Mantığım da çok sağlamdı kendimce.
Ne kadar fazla alternatif = o kadar profesyonellik.
Sonra garip bi şey fark ettim.
En çok alternatif sunduğumuz müşteriler karar veremiyor.
2 tasarım gönderiyoruz;
“2 olsun hocam.”
6 tasarım gönderiyoruz;
“Hocam 2 güzel ama 4'ün yazısını 1'e alsak, 6'daki rengi de bi denesek?”
Buyrun nur topu gibi 7. tasarımımız oldu
Sonra 8.
Sonra müşterinin eşi dahil oluyor.
Sonra şirket ortağı.
En son ilk tasarıma geri dönüyoruz.
Bunun müşterinin kararsızlığı olduğunu düşünüyordum. Meğer kararsızlığı biz üretiyormuşuz.
Bi süre test ettim.
6 alternatif yerine en güçlü 2 alternatifi göndermeye başladım.
Hatta bazı işlerde tek tasarım.
Ama öyle dümdüz “buyrun” diye değil.
Neden bunu seçtiğimi 2-3 cümleyle anlatıyorum.
İşin ilginç tarafı revizeler bir bir yok oldu.
Onay süresi kısaldı.
Müşteri de daha memnun.
İlk başta anlam veremedim çünkü adama daha az şey veriyorum ama adam daha mutlu
Sonra markette aynı şeyi kendimde yakaladım.
3 çeşit zeytin varsa 20 saniyede alıp çıkıyorum.
27 çeşit zeytin varsa fiyatına bak, gramajına bak, çizik mi sele mi derken zeytin alma isteğim gidiyor.
Müşteriye yaşattığımız şey de biraz buymuş.
Biz “seçenek sunuyoruz” sanıyoruz.
Adamın önüne karar verme işi bırakıyoruz.
Bence özellikle tasarım ve yazılım hizmeti satanlarda profesyonellik her yapabildiğini göstermek değil.
Yapabildiğin 15 şeyin içinden müşterinin görmesi gereken 2 şeyi seçebilmek.
Gerisini zaten bilmesine gerek yok.
Ben bunu biraz geç farkettim.
Zeytin reyonuna selam yolluyorum burdan