6 yıldır home-office çalışıyorum. Bu 6 yılın sonunda elimde olanlara bakınca ben de açıkçası “Bunca yıl ne için bu kadar çalıştım?” diye sorguluyorum.

Bugün geldiğim noktada bir masaüstü setup bilgisayarım, bir amiral gemisi telefonum ve 2009 model, temiz sayılabilecek bir arabam var. Temel ihtiyaçlarımı karşılıyor muyum? Evet. Ama 6 yıllık emeğin, zamanın, stresin ve harcanan enerjinin karşılığı olarak baktığımda ortaya çıkan tablo bana çok da anlamlı gelmiyor.

Çünkü mesele sadece “elimde ne var?” meselesi de değil. O 6 yılın içerisinde kaçırdığın zamanlar, ertelediğin şeyler, sürekli çalışmak zorunda olduğun günler ve “biraz daha çalışayım, ileride daha iyi olur” diye kendini motive ettiğin dönemler de var.

İnsan ister istemez düşünüyor: Daha fazlasını mı kazanmalıydım? Daha az mı çalışmalıydım? Yanlış yere mi emek verdim? Yoksa bugün sahip olduklarım aslında normal ama benim beklentim mi fazla?

Benim açımdan cevap biraz netleşti. Evet, anlamsız görüyorum. Çünkü insan yıllarını verip sonunda sadece hayatta kalabildiğini fark edince, ister istemez emeğinin karşılığını sorguluyor.

Para kazanmak güzel, çalışmak da hayatın bir parçası. Ama 6 yılın sonunda geriye dönüp baktığında “İyi ki bunları yaşamışım, emeğimin karşılığını aldım” diyemiyorsan, orada bir şeylerin yanlış gittiğini düşünmek bence gayet normal.

Sonuçta mesele daha çok kazanmak değil sadece. Harcadığın zamana ve emeğe değecek bir hayat kurabilmek.