@PowerKing;
Güzel kardeşim, aslında bu sorudan evvel 'İnancınız nasıldır, kalbinizde nasıl bir iman taşıyorsunuz?' diye sorsaydın belki de cevabı bulman çok daha kolay olurdu. Elhamdülillah, bizler iman etmiş Müslümanlarız. İslam'ın ve imanın şartlarını, Rabbimize olan teslimiyetin ne demek olduğunu idrak ettiğinde, inanın bana bu sorunun cevabı da gönlünde kendiliğinden aşikâr olacaktır.
Yine de içindeki o meraka hürmeten ifade edeyim: Namaz, kalbinde iman taşıyan her Müslüman için
özellikle altını çizerek belirtiyorum kesin bir farzdır, boynumuzun borcudur. Ancak namaz sadece yerine getirilmesi gereken bir kuraldan ibaret değildir; aciz olan kulun, sonsuz kudret sahibi olan Rabbiyle buluşmasıdır. Dünya telaşından sıyrılıp, hiçbir aracı olmadan doğrudan
Allah ile kul arasında kurulan o muazzam köprüdür. Bizler, o seccadeye alnımızı koyduğumuzda hissettiğimiz o tarifsiz manevi huzur ve O'nun huzurunda durmanın verdiği teslimiyet için namaz kılıyoruz.
Şunu da samimiyetle itiraf etmek isterim ki; evet, namaz kılıyoruz, Rabbimizin huzuruna çıkıyoruz ama nihayetinde aciz insanlarız, hata yapıyor ve günah da işliyoruz. Bir yanda o yüce makama sığınma çabası, diğer yanda boyun eğdiğimiz beşeri zaaflarımız... Ne tuhaf bir çelişki değil mi? Fakat namaz tam da bunun için, o kirlenen kalbimizi merhamet suyuyla yeniden arındırmak için var.
İşte bu yüzden, o seccadede sadece farzı yerine getirmekle kalmamalı, bolca dua etmeliyiz. Sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz, bilerek ya da bilmeyerek, gizli ya da aşikâr işlediğimiz tüm günahlarımızı affeylesin. Bizleri, hatalarında ısrar edenlerden değil, samimi bir secdeyle tövbe edip bağışlanan kullarından eylesin.
amin.