5 yıllık, her yılını mükemmel sandığım ilişkim bundan 25 gün önce bitti.
Benden ayrılırken bana, “Son bir aydır ilgin azdı.” dedi. Oysa hayatımda bazı şeylerin ters gittiğini ve onları toparlamaya çalıştığımı kendisi biliyordu. İlgimin azaldığını da düşünmüyordum. Kaldı ki beş yılını birlikte geçirdiğimiz bir ilişkinin bitme sebebi gerçekten bu olabilir miydi?
Ayrılığın ardından 10 günden fazla bir süre boyunca tekrar barışmak, konuşmak ve her şeyi düzeltmek için uğraştım. Fakat o hiçbir şekilde yanaşmadı.
Ta ki 6. günün sonuna kadar…
Bana, benimle birlikteyken başka bir adamın ilgisine kapıldığını ve sonrasında bunu kendi içinde toparlayamadığını söyledi.
Yani beni aldattığını söyledi.
İşte o an benim bütün beyin sigortalarım attı. Çünkü ben hâlâ bunun gerçek olduğuna inanmak istemiyordum. Her gün ona, “Yalan söylüyorsun, beni kendinden uzaklaştırmaya çalışıyorsun.” diyordum.
Ama sonra ne gördüm biliyor musunuz?
Benim beş yıldır sevdiğim kadın, başka bir adamı öpmüştü.
Gençler, anlatabiliyor muyum?
Bütün dünyam bir anda başıma yıkıldı.
Onunla konuşmaya gittim. Fakat artık barışmak için gitmemiştim. İçimde biri hâlâ “Bunu kabullenme.” diyordu, diğeri ise “Kabullenmek zorundasın.” diyordu. O gün, kabullenmek zorunda olan taraf kazandı.
Bana, “Beş yıldır üç-dört günde bir bir konu yüzünden tartışıyorduk ama sen sonra gönlümü alıyordun.” dedi. Sonra kendi içerisinde çelişmeye ve beni suçlamaya başladı.
“Senin yüzünden böyle oldu.”
“İki erkeğin arasında kaldım.”
“Çok bunaldım.”
Bunları duydukça öfkem, kırgınlığım ve hayal kırıklığım birbirine girdi. O an sinirime ve hüsranıma yenilip çok ağır küfürler ettim. Akşamında ise bir arkadaşımız aracılığıyla engelimi kaldırmamı istedi ve benden helallik aldı.
Hakkımı helal ettim.
Ama ona, “Yaşattığını yaşamadan ölme.” de dedim.
Çünkü canım gerçekten çok yanmıştı.
Tam 20 gün boyunca doğru düzgün yemek yiyemedim. Su içmeyi, dışarı çıkmayı, uyumayı, hatta normal bir gün geçirmeyi yeniden öğrenmek zorunda kaldım. Geceleri sessizce ağladığım günler oldu.
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu düşünüyorum:
Hayatımıza aldığımız hiçbir insanın bize asla zarar vermeyeceğini düşünmemeliyiz. İnsan nefsine yenilebiliyor. Bazen yılların, verilen sözlerin, yaşanan güzel anların önüne bir anlık ilgi geçebiliyor.
Ben hâlâ “Beş yılımızı nasıl hiç düşünmedin?” diye soruyordum.
Bana verdiği cevap ise sadece:
“Bilmiyorum.”
Daha sonra bana yaptığı diğer hataları da anlattı. Ben ise gururumu defalarca ezip bunları dinledim.
Ve bir kez daha aynı şeyin yaşandığını öğrendim.
Sonunda bana, “Seni sevip sevmediğimi bilmiyorum.” dedi.
Ardından da:
“Ben senin sevgini hak etmiyorum.”
Ben de sadece:
“Haklısın.”
dedim.
Sonra onu her yerden engelledim ve hayatımdan çıkardım.
Şu an içimde ona karşı eskisi gibi bir sevgi kaldığını düşünmüyorum. Ama çok fazla anı kaldı. Birlikte yaşadığımız onca şey, fotoğraflar, eşyalar, alışkanlıklar… Hepsini bir anda hayatımdan çıkarmak zorunda kaldım.
Bu benim ikinci ilişkimdi.
İlk ilişkimde de aldatılmıştım.
İkincisinde de aynı şeyi yaşadım.
Bu yüzden artık yaşadığım şeyin sadece bir ayrılık olmadığını anlıyorum. İnsanın güven duygusu da parçalanıyor. Bir daha birine nasıl güveneceğini, nasıl inanacağını, sevdiğinde kendini ne kadar bırakacağını sorguluyorsun.
Ama bugün, 25 gün sonra, en azından yeniden yemek yiyebiliyorum. Yeniden uyuyabiliyorum. Yeniden dışarı çıkabiliyorum.
Ve belki de en önemlisi, hayatıma yeniden devam etmeyi öğreniyorum.
Şu anda ne yaptığı zerre kadar umurumda değil.
Belki bir gün pişman olur, belki olmaz.
Belki beni başka bir kadınla gördüğünde üzülür, belki hiç umursamaz.
Ama benim için asıl mesele artık onun ne hissedeceği değil.
Ben onu gördüğümde beş yılı, yaşadığımız güzel anları ya da sevgiyi değil; ayrılığı ve aldatılmayı hatırlayacağım.
Çünkü bazı insanlar hayatınızdan çıktığında sadece bir ilişkiyi kaybetmezsiniz.
Onlara duyduğunuz güveni, birlikte kurduğunuz geleceği ve onların olduğuna inandığınız kişiyi de kaybedersiniz.
Ben şimdi yeniden kendimi bulmaya çalışıyorum.
Ve bu kez, bir başkasının sevgisine tutunarak değil, kendi ayaklarımın üzerinde durarak.