adasali adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
keşke yunan galip gelseydi demedi yunan galip gelseydi ezanı turkce yapamaz harf ınkılabı yapamazdı dedi
lozan tabıkı hezımettır kac kılometre ıle gıttık kac kılometre ıle gerı geldık bı bak
atatürkün cenaze namazının kılınmadığını ilk soyleyen gazetecei hulki cevizoğlu idi ve gerçektir
Hocam, yazdığın iddiaların hiçbiri tarihi gerçeklerle uyuşmuyor. Gel tek tek belgeleriyle bakalım:
Öncelikle, "Keşke Yunan galip gelseydi" sözünün video kaydı ve tam metni ortada. Aynen şu ifadeyi kullanıyor: "Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı." Cümlenin arkasından ne anlattığı bu gerçeği değiştirmez; işgalci bir orduyu kendi ülkesinin yönetimine tercih ettiğini açıkça söylüyor. Yunan ordusunun Anadolu'da bastığı camileri, yaptığı katliamları tarih kitapları yazıyor.

Lozan konusundaki kilometre hesabın ise tamamen yanlış. Biz Lozan'a Osmanlı'nın zirve dönemindeki sınırlarıyla gitmedik; Osmanlı zaten batmış, geriye Sevr Antlaşması kalmıştı. Sevr'e göre bize Anadolu'nun ortasında, deniz bağlantısı bile neredeyse olmayan, yaklaşık 150 bin kilometrekarelik bir kupon arazi bırakılmıştı. Kurtuluş Savaşı'yla o haritayı yırttık ve Lozan'da bugün üzerinde yaşadığımız 783 bin kilometrekarelik tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni tescil ettirdik. Yani toprak kaybetmedik, Sevr işgaline göre devasa bir toprak kazandık.

Atatürk’ün cenaze namazı meselesi ise çok net bir yalan. Bunu ilk söyleyen Hulki Cevizoğlu falan değil, yıllardır internette dönen bir şehir efsanesi. Atatürk'ün cenaze namazı 19 Kasım 1938 sabahı saat 08.10'da Dolmabahçe Sarayı'nda kılındı. Namazı kıldıran kişi, dönemin İslam Tetkikleri Enstitüsü Müdürü ve sonraki Diyanet İşleri Başkanı Ord. Prof. Şerafettin Yaltkaya'dır. Kız kardeşi Makbule Hanım'ın isteği üzerine ve dışarıdaki izdiham riskine karşı saray içinde kılınmıştır. Açıp 20 Kasım 1938 tarihli Ulus Gazetesi'ne veya dönemin diğer gazetelerine bakarsan namazın detaylarını ve fotoğraflarını zaten görürsün.
Kısacası kulaktan dolma propaganda bilgileriyle değil, resmi arşiv ve belgelerle konuşmak her zaman daha sağlıklıdır.
Tarihi fesli Türkiye düşmanlarından öğrenmemeni tavsiye ederim.