"Eğitim ailede başlar" sözü aslında eksik kullanılıyor. Doğrusu, ailede başlayan şey daha çok karakterin, değer yargılarının ve önyargılarının temelleridir. Eğitim ise okulda, çevrede, kitaplarda, farklı insanlarla tanıştıkça ve kişinin kendini geliştirmesiyle devam eder.
Bir insanın iyi bir gelir elde etmesi, iyi bir meslek sahibi olması veya eğitimli görünmesi; eleştirel düşünebildiği, empati kurabildiği ya da farklı fikirlere saygı duyduğu anlamına gelmez. Akademik başarı ile zihinsel olgunluk aynı şey değildir.
Asıl çelişki de burada ortaya çıkıyor. Sürekli "Herkes her şeyi sevmek zorunda değil ama saygı duymak zorunda." diyen insanların, kendi dünya görüşlerine uymayan yaşam tarzlarına veya fikirlere en sert tepkiyi vermesi, bu ilkenin evrensel değil, seçici uygulandığını gösteriyor.
Saygı; sadece hoşumuza giden fikirlere gösteriliyorsa, onun adı saygı değil, konfor alanını korumaktır. Gerçek saygı, katılmadığın bir insanın da var olma hakkını kabul edebilmektir.
Fikirler saygı konusu değildir; fikirler eleştirilir, sorgulanır, hatta yanlış bulunabilir. Saygı duyulması gereken şey, fikrin kendisinden önce insandır. Bir insanın düşüncesine katılmamak, onu aşağılamayı veya hakaret etmeyi meşru kılmaz. Aynı şekilde, "fikrime saygı duy" demek de o fikrin eleştirilemeyeceği anlamına gelmez.
Kısacası, fikir özgürlüğü eleştiri hakkını; insan onuru ise karşılıklı saygıyı gerektirir. Bu ikisini birbirine karıştırdığımızda sağlıklı bir tartışma zemini de ortadan kalkar.