Gemiyi Bırakıp Köyde Tavuk Mu Baksam?
Üç yılı aşkın süredir gemilerde çalışıyorum. Maaşım öyle "dolar milyoneri oldum" dedirtecek seviyede değil. Aylık yaklaşık 1.800 dolar kazanıyorum ve kamarot olarak ekmeğimin peşindeyim. Ama işin görünen tarafı kadar görünmeyen tarafı da var.

Aylarca denizin ortasında olmak, aileden ve sevdiklerinden uzak yaşamak, aynı rutini tekrar etmek bir süre sonra insanı gerçekten yoruyor. Şimdi 43 yaşındayım ve kendi kendime şu soruyu sormaya başladım.

"Acaba artık karaya demir atmanın zamanı mı?"
Aklımda uzun zamandır dolaşan bir fikir var. Bir köyde mütevazı bir ev kiralamak, doğal bir yaşam kurmak ve tavuk yetiştirmek. Ama olay sadece tavuk beslemek değil.

Hayalim, kümese 7 gün 24 saat canlı yayın yapan kameralar yerleştirmek. İnsanlar satın alacakları yumurtanın hangi tavuktan geldiğini canlı canlı görebilsin. Tavuklar geziyor mu? Geziyor. Yemini yiyor mu? Yiyor. Horoz sabah alarmını ücretsiz veriyor mu? O konuda hiç şüpheniz olmasın!
Bugün insanlar artık sadece ürün değil, güven satın almak istiyor.

Doğal yumurta dediğinizde gerçekten doğal olduğuna inanmak istiyorlar. Canlı yayın da bunun en güzel kanıtı olabilir.
Elbette bu işin de zorlukları var.

Tavuk hastalanabilir, yumurta üretimi düşebilir, yem fiyatları artabilir. Ama en azından patronun "Bugün ekstra mesai var." demesi yerine, horozun "Üüüürüüüüü!" diye güne başlatması kulağa daha sempatik geliyor.

Belki ilk zamanlar çok para kazanamam. Belki bazı günler sadece birkaç koli yumurta satacağım. Ama en azından kendi işimi yapmış olacağım. Kendi toprağımda, kendi düzenimde yaşayacağım.

Bazen düşünüyorum; yıllarca denizin ortasında dalgalarla mücadele ettim. Belki de bundan sonra mücadelem, kümese girip kaçan tavuğu yakalamak olur. Açık konuşmak gerekirse, tavuk peşinde koşmak bana artık fırtınalı denizde çalışmaktan daha huzurlu geliyor.

Hayat bazen büyük değişiklikler ister. Belki bu fikir mükemmel değildir. Belki risklidir. Ama insan ömrü boyunca hep "Acaba yapsaydım nasıl olurdu?" diye düşünmektense, denemeyi tercih etmeli.

Kim bilir... Belki birkaç yıl sonra insanlar beni "Eski gemici" olarak değil, "Canlı yayında tavuklarıyla meşhur köylü" olarak tanıyacak. Ve doğrusu, kulağa hiç de fena gelmiyor.