Küçüklüğümden beri kafamın içinde her zaman hikâyeler yazardım. 15 yaşıma geldiğimde bu hikâyelerimi parça parça kaleme döktüm. Bazen bir gezgin şövalye oldular, bazen bir kalenin kapısındaki vezir. Ama hiçbir zaman tam
anlamıyla bu yolda yürümeye yeltenmedim. 4-5 aydır kafamda dolaşan bir sitcom fikrini sonunda yazıya döktüm. Fakat maalesef kafam biraz absürt çalışıyor ve bu absürtlükle dark mizah, beni ikinci bölümden sonra herhangi bir
cezaevinde gözümü açtıracak gibi hissettiriyor. Biraz örnek vermek istiyorum ki absürtlüğünü daha iyi anlayabilesiniz. İki ana karakterim var: Biri 23 yaşlarında, Arap kökenli eşcinsel bir erkek; diğeri ise 70’lerine merdiven dayamış,
beyaz üstünlüğünü savunan, ırkçı, homofobik ve din karşıtı, patavatsız yaşlı bir adam. İkisi de başlangıçta birbirlerinden hiç haz etmese de zamanla, ne dinin, ne ırkın, ne de yaşam tarzının insanın değerini belirlediğini; önemli olanın
insanın karakteri ve davranışları olduğunu fark ediyorlar. Ayrıca içinde bulundukları durumların, çoğu zaman kendilerinden önceki koşullar ve insanlar tarafından şekillendirildiğini anlayarak birbirlerine düşmanlık beslemek yerine
arkadaş olmayı öğreniyorlar. Sadece karakterlerin tanımları bile Türkiye’den ban yememe yetebilir gibi geliyor. Yakın zamanda birkaç tanıdığıma senaryomu gönderdim. İlk başta büyük bir kahkahayla okudular, eğlendiler. Ancak
Türkiye’de bunu yapmak istediğimi söylediğimde yüzlerindeki ifade değişti. Bana, böyle bir hikâyenin Türkiye’de yayınlanmasının çok zor olduğunu ve yurtdışında denemem gerektiğini söylediler. Beni asıl üzen şey ise kendi ülkemde
böyle bir hikâyeye yer bulamayacak olma ihtimaliydi. Ben yine de, alacağım tepkiler ne olursa olsun, zamanı geldiğinde bu hikâyeyi Türkiye’de yayınlamak istiyorum.
Sizce Türkiye'de yayınlayabilir miyim yoksa bu imkansız bir hayal mi?