Türkiye'de tatil yapmak artık dinlenmekten, eğlenmekten, gezmekten çok, ekonomik gücün göstergesi haline geldi. Bir kesim için sadece uzaktan bakılan bir hayal, bir kesim için aylarca süren birikimin küçük bir karşılığı, bir kesim için ise sosyal medyada paylaşılacak birkaç kareden ibaret. Günümüz ekonomik şartlarında tatil, ne yazık ki herkes için eşit ulaşılabilir bir ihtiyaç olmaktan fazlasıyla uzaklaşmış durumda.

Tatile gitmeye maddi imkanı olmayanları bir kenara bırakırsak, tatile çıkabilenlerin önemli bir kısmı da hayal ettiği tatili yaşayabildiği için değil, kendini ve ailesinin gönlünü hoş etmek bir nevi avutmak için, "tatile gittik" diyebilmek için yola çıkıyor. Çünkü birçok aile için tatil ülkemizde, ekonomik şartların izin verdiği ölçüde kendini avutma çabasına dönüşmüş durumda. Aynı zamanda sosyal çevreye veya sosyal medyaya bir yaşam tarzı sergilemenin, hatta gösteriş yapmanın bir aracı haline geldi.

Kimse bana 12 ay boyunca biriken yorgunluğun ve stresin, 4-5 günlük bir tatille tamamen atılabileceğini anlatmasın. Geçen yıl Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'yi kapsayan, toplam 22 gün süren bir tatil yaptık. Samimi söylüyorum çok çabuk bitti, yetmedi. Şimdi etrafıma bakıyorum, insanların büyük bir kısmı ekonomik şartlar yüzünden tatilini 3-4 güne, 5-6 güne, ortalama en fazla da 10 güne kadar sığdırmaya çalışıyor. Kimse istediği kadar dinlenemiyor, yol yorgunluğundan ve maddi kayıptan başka bir işe yaramıyor.

Eşinin, dostunun, yakınının yazlığı olanlar, devre mülkü olanlar bu konuda biraz daha şanslı oluyor.

Ülkenin geldiği ekonomik eşitsizlik seviyesi beni fazlasıyla üzüyor.