"Olmaz" diyorum, çünkü işin içine insan girince 'sadece arkadaş' muhabbeti hep bir yere kadar gidiyor.
Şöyle düşün: İki kişi sürekli görüşüyor, derin muhabbetler ediyor, birbirinin hayatına ortak oluyor. Zamanla bir şeylerin değişmemesi imkânsız. İllaki biri bir noktada ötekinden farklı bir şey hissetmeye başlıyor. Bu her zaman aşk olmak zorunda değil; kıskançlık, sahiplenme, hatta bilinçaltında bir çekim bile bu işin dengesini bozmaya yeter.
İnsan doğası böyle çünkü. Ne kadar "Biz sadece dostuz" desen de, bir sabah uyanıp "Bu kişi benim için neden bu kadar özel?" diye sorguladığın an, işin rengi değişiyor. Hele bir de taraflardan biri yalnızsa veya hayatında bir boşluk varsa, o arkadaşlık çok hızlı bir şekilde başka bir şeye evriliyor.
Ha, illa ki her arkadaşlık biter mi? Hayır. Ama "Bu ilişki asla romantik veya cinsel olmaz" diye kesin bir çizgi çekmek bence safdillik olur. Çünkü duyguların ne zaman, nerede, nasıl çıkacağı belli olmaz. Ve o çizgi aşıldığında da geri dönüşü çok zor oluyor.
O yüzden ben "olmaz"cıyım. Zaten olsa da sonu ya güzel biter ya da o arkadaşlık heba olur gider. Riske değmez.