Tam altı kere psikiyatri servisinde yattım. Hepsi psikozumun atak sürecinde olmasından, kriz geçirmemden dolayıydı. En son geçen yıl Haziran ayında yattım. O günden beri yatmadım ve ilaçlarımı her gün içiyorum, hâlâ çok iyi değilim ancak dışarı çıkabiliyorum, gezebiliyorum, evde kendimle güzel zaman geçiriyorum. Geçen yıldan beri çok kez nüksetip acile gidip saatlerce bekleyip bir sıra bile oynamadığını görüp geri döndüğüm zamanlar olsa da, şu an, biraz daha iyiyim.
Kaçıncı yatışımdı hatırlamıyorum, Samet diye bir kardeşimle aynı odada kalmaya başladık. Samet, annesiyle kalıyordu, annesi onun refakatçisiydi. Ben de annemle kalıyordum, annem de benim refakatçimdi. Bazen Samet dışarıdan yiyecek içecek sipariş verir, bazen babası getirirdi, biz de bir şeyler alırdık. Birlikte paylaşırdık yiyeceklerimizi. Onun olanı almamı hiç yadırgamazdı, ben de kendimden verirdim. Hatta hatırlıyorum, güzel olmasa da poğaçalarını yiyordum. Krem peynir almıştım, turşu acı biber almıştım, bunları yerdi. Durduk yere ağzına o turşu acı biberden atardı. Ve bir elini yumruk yaparak diğer eline vururdu. Öyle çok yerdi ki, yesindi zaten, servise yatmadan 1 yıl boyunca evde günde bir dilim ekmek yermiş sadece. Hiçbir şey yapmazmış. Başka şeylerini de biliyorum ancak, ayıp olur, söyleyemem, o benim kardeşim.
15-20 gün kadar birlikte kaldık, bazen kardeşim sigara içme odasında ard arda üç dört tane sigara yakardı. Sigaraya da orada başlamıştı. Yatak gibi yatardı yerdeki fayanslara. Bir gün demiştim ona, "delirmişsin sen" diye. Neden? Ard arda üç dört sigara içilir mi? Akşamları kötü olduğunu, sigara içme odasında yatarak bir nebze daha iyi hissettiğini söylerdi kardeşim. İkimiz de taburcu olduk.
Sonra, galiba son yatışımdı, 2025 Haziran ya da Temmuz, kardeşimi orada gördüm. Belinde sargı, iki değnekle yürüyor. İntihara kalkışmış, kendini yüksek bir yerden aşağı bırakmış. Ama ölmemiş, kırıklar oluşmuş. Bu yüzden de yatmış tekrardan. Tam ben girdiğimde, o çıkıyordu. Ben onu en son bir iki gün görebildim ve o taburcu oldu. Hatta o kadar güzel bir kardeşimdi ki, elindeki değnekleri psikiyatri servisine bağışladı.
Hatta biz son yatışımızın öncesinde bazı arkadaşlarımla tanıştırdım onu, yedik, içtik, öyle bir şeyler yaptık. İyi gibiydi yani.
En son geçen yıl Haziran ve Temmuz'da gördüm.
Sonra, aylardır ayda bir kere aramama rağmen cevap vermiyordu, telefonu kapalı. Arıyorum, arıyorum, telefonu kapalı. WhatsApp'ı vardı, silinmiş, Steam'da ekliydi, orada da bir süredir aktif olmamıştı. Zaman geçtikçe aramaya devam ettim. Ve bir yerde şüphelendim. Lan? Yoksa? Hayır hayır.
Dün akşam onu tekrar aradım. Yine telefonu kapalı. Kendisine ulaşamamak, bana, başına bir şey gelmiş olma ihtimalini düşündürüyordu. Mecbur kalmış bir vaziyette, sorgu panelinden, ailesinden birinin numarasına ulaştım. Ablası çıktı. "İyi akşamlar dilerim, rahatsız ediyorum, kusura bakmayın, ben, x şehrinin x hastanesinde, Samet'le iki kere birlikte yattım. Aylardır ona ulaşamıyorum. Ne oldu?" dedim.
"Onu kaybettik" dedi.
Ben rahatsızlık vermiş olabileceğimi, sizi üzmek istemediğimi, sadece merak ettiğim için sorduğumu, üzüntünüzü artırmak istemediğimi söylemeye çalıştım.
Neyse.
Son gördüğümde, inanılmaz kilo aldığını gördüm. Aralık'ta kaybetmişiz kardeşimi. Bense yeni öğreniyorum. Önce ablası söylemek istemedi, ancak sonra kardeşimin babasını ve annesini aradım, onlar intihar olduğunu söylediler. Parka diye çıkmış, haberi gelmiş sonra.
Neden daha çok aramadım? Neden her gün aramadım? Neden daha çok ilgilenmedim? Neden her gün destek olmadım?
O depresyondan yatıyordu, ben psikozdan.
Dualarınızı eksik etmezseniz, beni mutlu edersiniz. Kardeşim intihar etti ama, Allah hem yattığı yerde, hem de gideceği yerde ona rahatsızlık vermesin.
Psikiyatri servisinde birlikte yattığınız, hem de aynı odada kaldığınız, birbirinizin yiyeceklerini yediğiniz, birlikte sigara içtiğiniz, birbirinize sigara ikram ettiğiniz, koridorda birlikte yürüdüğünüz, birlikte sohbet ettiğiniz bir insanı kaybetmenin ne demek olduğunu, ancak, psikiyatri servisinde yatmış bir hasta, günlerce aynı odada kaldığı arkadaşının intihar ettiğinde anlayabilir. Çünkü orası, dışarıdaki dünya gibi değil. Orada dışarıdaki insanlar sizi eksik ve yetersiz görüyor, ve siz de buna karşılık birbirinize tutunuyorsunuz.
Huzur içinde uyu.