Zaten var olan bir dünyaya hiç yoktan geldim; hakikaten öncesi kapkara, karanlık… Bir baktım ışık. Sonrasında zamanla duyularım oluştu, duygularım varmış, geliştiler. Ardından zeki bir varlık olarak doğmuşum; hayata bakış açısı atabiliyorum. Sonra ilk doğumumun birkaç zamanından sonra benim gibi olan zeki varlıklar varmış; yalnızlık hissiyatım uçup toz oldu.

Sonra aklıma geldi; doğum var… Eee? Bunun ortası gelişim oluyor. Şimdi görüyor ve düşünüyorum, aklıma geliyor, ölümden haberdar oluyorum. Sonra aklıma geldi; ben hiç yoktan bir karanlıktan var oldum, bir şekilde oluştum…

Sonra yine aklıma geldi; öyleyse ölüm karanlığa geri dönüş. Harbiden bu kadar basit mi? Peki ya vakıf olduğum inanç? Cennet – Cehennem… Ama arkadaş, ben oraya hiç tanıklık etmedim ki. Tek bildiğim karanlık, kanıtlı hem de; la oradan geldim tabii ki kanıtlı. Peki ya inanç? Vakıf olduğum inanç bana tozpembe var diyor, bana doğumdan öncesi artık bitti, sen ışıktan devam edeceksin diyor… Buna kim nasıl inanmak istemez? Mükemmel bir şey bu.

Aması var ya işte… Arkadaş, karanlıktan geldim diyorum, karanlık gerçek… Eee? Gerçek dururken bir düşünceye, bir inanca inanmak gerçekten çok mu mantıklı? Ama aklıma geldi, tabii ki mantıklı. E sen zaten ölümü de tadacaksan bu durumda tozpembeye inanmanın nesi zarar ki? Karanlığa geri döneceğim düşüncesinden uzak durmak varken…






Hmm!!!! 🤔🤔🤔