Öğle arasında salata yemeye çıkmıştım malum fit görünüşümüze dikkat ediyoruz. Bir genç restoranın önünde beni durdurdu. Bana "üzerinde Türk bayrağı olan tişört giymeye utanmıyor musun?" diye sordu. Bir an buz kesildim. Şoku atlattıktan sonra "Neden utanacakmışım aksine bayrağımla gurur duyuyorum" dedim. Gencin asabiyetinin sebebi sonradan anlaşıldı, New York'a yeni gelen bir Ermeni ailenin çocuğuymuş. Bana Ermeni soykırımı yalanlarını anlatmaya başladı. "One minute!" dedim. "Sen Türklerin Ermenileri topluca katlettiğini iddia ediyorsun, ya Ermeni çeteciler Kafkasya cephesinde Ruslarla savaşan Türk askerlerini arkadan vurdukları için yalnızca o bölgedeki Ermenilerin geçici olarak göç ettirildiğini, örneğin İstanbul'daki ve İzmir'deki Ermenilere hiç dokunulmadığını, soykırım günü ilan ettiğiniz 24 Nisan'ın Daşnaksütyun ve Hınçak Cemiyeti gibi silahlı örgütlerin kapatıldığı ve ele başlarının tutuklandıkları gün olduğunu biliyor musun?" diye sordum. Şöyle bir afalladı. "1920 yılında 15. Kolordunun Kars Sarıkamış bölgesindeki harekâtında Türk ordusu Gümrü'ye kadar girmişti ve o bölgedeki yerli Ermeni nüfus Türk askerlerinden kaçarak Gümrü'ye kadar gitmişlerdi. Gümrü Antlaşması'na göre kaçan Ermenilerin 1 yıl içinde geri dönebilecekleri maddesi vardır." dedim; ağzı açık kaldı. Az sonra restorana girdim, baktım elinde 2 tane milk shake yanıma gelmiş özür diliyor. Hatasını anlamış sonuçta.